Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sürdürülebilirlik

Beyoğlu Haber 24 - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

10. Aşçılar-Tedarikçiler Buluşması ve 6. İstanbul Culinary Cup 2026 için geri sayım başladı Haber

10. Aşçılar-Tedarikçiler Buluşması ve 6. İstanbul Culinary Cup 2026 için geri sayım başladı

Gastronomi sektörünün farklı paydaşlarını aynı platformda buluşturacak önemli organizasyonlardan biri olan Aşçılar Derneği 10. Aşçılar-Tedarikçiler Buluşması ve 6. İstanbul Culinary Cup 2026, kasım ayında İstanbul’da kapılarını açmaya hazırlanıyor. Beş gün sürecek etkinlik, profesyonel aşçıların bilgi ve deneyimlerini paylaşmalarına, genç yeteneklerin kendilerini göstermelerine ve mutfak sektöründeki yeni gelişmelerin takip edilmesine olanak sağlayacak. 10-14 Kasım 2026 tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon, otel, restoran, gastronomi ve mutfak ekipmanları sektörlerini bir araya getiren HOSTECH BY TUSİD ile eş zamanlı düzenlenecek. Böylece aşçılar, mutfak profesyonelleri, tedarikçi firmalar, eğitim kurumları ve gastronomi alanında faaliyet gösteren sektör temsilcileri aynı organizasyon çatısı altında buluşacak. Etkinliğin, aşçılık mesleğinin gelişimini desteklemenin yanı sıra sektör temsilcileri arasında yeni bağlantılar kurulmasına, ürün ve teknolojilerin tanıtılmasına ve uluslararası mesleki iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. 28 KATEGORİDE 340 YARIŞMACI MÜCADELE EDECEK Organizasyonun öne çıkan etkinliklerinden 6. İstanbul Culinary Cup 2026, farklı deneyim düzeylerine sahip şefleri ve aşçılık öğrencilerini bir araya getirecek. Organizasyon kapsamında 340 yarışmacının 28 ayrı kategoride yarışarak teknik becerilerini, yaratıcılıklarını, sunum yeteneklerini ve mesleki bilgilerini ortaya koyması planlanıyor. Türkiye Gastronomi Konfederasyonu (TUGAK) ve Worldchefs akreditasyonuyla gerçekleştirileceği belirtilen yarışma, bireysel ve takım kategorilerinin yanı sıra farklı sunum ve sergileme alanlarını da kapsayacak. Yarışmacılar, mutfak sanatlarının farklı alanlarında hazırlayacakları çalışmalarla jüri karşısına çıkacak. Yarışmalar, katılımcıların mesleki yetkinliklerini göstermelerine olanak sağlarken gastronomi alanındaki teknik bilgi, yaratıcılık ve sunum becerilerinin gelişmesine de katkıda bulunmayı amaçlıyor. Ulusal ve uluslararası katılımın hedeflendiği Culinary Cup, deneyimli şeflerle genç aşçılık adaylarını aynı ortamda buluşturarak bilgi aktarımını ve mesleki etkileşimi güçlendirmeyi de amaçlıyor. GENÇ AŞÇILAR İÇİN ULUSLARARASI DENEYİM FIRSATI İstanbul Culinary Cup 2026'nın önemli hedeflerinden biri, geleceğin mutfak profesyonellerinin yetişmesine destek olmak. Aşçılık eğitimi veren liselerden ve üniversitelerden katılacak öğrenciler ile genç şefler, deneyimli meslektaşlarıyla bir araya gelerek bilgi ve becerilerini geliştirme fırsatı bulacak. Uluslararası bir ortamda gerçekleştirilecek yarışmaların, gençlerin farklı mutfak kültürlerini tanımasına, yeni teknikleri öğrenmesine ve meslek çevrelerini genişletmesine katkı sağlaması bekleniyor. Aşçılık mesleğinde yalnızca uygulama becerilerinin değil, ürün bilgisi, hijyen, sunum, ekip çalışması, yaratıcılık ve sürdürülebilir üretim anlayışının da önem kazandığı günümüzde, bu tür organizasyonlar mesleki gelişim açısından önemli bir paylaşım alanı oluşturuyor. Etkinlik kapsamında kurulacak mesleki bağlantıların, öğrenciler ve genç şefler açısından yeni eğitim, deneyim ve iş birliği fırsatlarına zemin hazırlaması da hedefleniyor. GASTRONOMİNİN GELECEĞİ, TEKNOLOJİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK MASAYA YATIRILACAK Beş günlük program yalnızca aşçılık yarışmalarıyla sınırlı kalmayacak. Paneller, söyleşiler, atölyeler, canlı mutfak gösterimleri ve mesleki buluşmalarla gastronomi sektörünün bugünü ve geleceğine ilişkin farklı başlıklar ele alınacak. Programda sürdürülebilir gastronomi, sıfır atık uygulamaları, sorumlu gıda tüketimi, yerel ürünlerin değerlendirilmesi, aşçılık eğitimi ve küresel mutfak trendlerinin yanı sıra gastronomide teknoloji ve yapay zekânın kullanımına ilişkin konuların da gündeme gelmesi planlanıyor. Gıda maliyetleri, kaynakların verimli kullanılması, mutfak süreçlerinin geliştirilmesi ve çevresel etkilerin azaltılması gibi konular, günümüz gastronomi sektörünün önemli çalışma alanları arasında bulunuyor. Bu çerçevede düzenlenecek etkinliklerin, sektör temsilcileri arasında deneyim paylaşımını ve yeni uygulamaların değerlendirilmesini desteklemesi amaçlanıyor. Yerel ürünlerin profesyonel mutfaklarda daha etkin değerlendirilmesi ve geleneksel mutfak kültürlerinin gelecek kuşaklara aktarılması da organizasyonun ele alacağı önemli alanlar arasında yer alıyor. AŞÇILAR VE TEDARİKÇİLER AYNI PLATFORMDA BULUŞACAK Aşçılar Derneği 10. Aşçılar-Tedarikçiler Buluşması, organizasyonun sektörler arası iş birliği boyutunu oluşturacak. Otel ve restoran işletmeleri ile mutfak profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu ürün, ekipman ve teknolojilerin tanıtılması; tedarikçi firmalarla doğrudan iletişim kurulması ve yeni ticari bağlantıların geliştirilmesi etkinliğin temel amaçları arasında bulunuyor. HOSTECH BY TUSİD ile eş zamanlı gerçekleştirilecek organizasyon, profesyonel mutfakların ihtiyaçları ile sektördeki yeni ürün ve çözümlerin aynı ortamda değerlendirilmesine imkân sağlayacak. Aşçılık mesleği ile tedarik zinciri arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi, işletmelerin değişen ihtiyaçlarının daha yakından takip edilmesi ve sektör temsilcilerinin karşılıklı deneyimlerini paylaşması, buluşmanın öne çıkan yönleri arasında yer alıyor. Bu kapsamda etkinliğin yalnızca bir yarışma organizasyonu olarak değil, aynı zamanda gastronomi sektöründe mesleki iletişimi, ticari ilişkileri ve yenilikçi uygulamaları destekleyen bir platform olarak değerlendirilmesi amaçlanıyor. AHMET KARAMAN’DAN SEKTÖR PAYDAŞLARINA DAVET Aşçılar Derneği Genel Başkanı Ahmet Karaman, organizasyonun Türkiye gastronomi sektörünün ulusal ve uluslararası alandaki birikimini, gücünü ve gelişme potansiyelini ortaya koyması bakımından önemli olduğunu belirtti. Karaman, sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren profesyonelleri, aşçıları, tedarikçileri, eğitim kurumlarını, öğrencileri ve gastronomi meraklılarını bu büyük buluşmaya davet etti. Organizasyonun, aşçılık mesleğinin gelişimine katkı sağlaması, genç yeteneklerin desteklenmesi ve Türkiye gastronomisinin uluslararası alanda daha görünür hâle gelmesine yardımcı olması hedefleniyor. İSTANBUL’UN GASTRONOMİ TURİZMİ POTANSİYELİ ÖNE ÇIKIYOR Avrupa ile Asya arasında köprü konumundaki İstanbul, tarih boyunca farklı toplumların ve kültürlerin mutfak geleneklerine ev sahipliği yaptı. Kentin kültürel çeşitliliği, tarihî mirası ve zengin mutfak birikimi, uluslararası gastronomi organizasyonları açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Dünyanın farklı ülkelerinden şeflerin, öğrencilerin, jüri üyelerinin ve sektör profesyonellerinin aynı etkinlikte buluşması; mutfak kültürleri arasında bilgi alışverişinin gelişmesine ve yerel lezzetlerin uluslararası çevrelerde tanınmasına katkı sağlayabilir. Gastronomi, günümüzde yalnızca yeme içme deneyimiyle sınırlı olmayan; kültür, tarih, yerel üretim ve seyahat deneyimiyle bütünleşen önemli bir turizm alanı olarak öne çıkıyor. Bu nedenle uluslararası gastronomi etkinlikleri, düzenlendikleri kentlerin tanıtımına ve gastronomi turizmi potansiyelinin geliştirilmesine de katkı sunabiliyor. İstanbul Culinary Cup 2026'nın da Türkiye'nin mutfak kültürünü, yerel ürünlerini ve aşçılık birikimini uluslararası katılımcılarla buluşturarak bu alandaki tanıtım çalışmalarına destek vermesi amaçlanıyor. GASTRONOMİ DÜNYASI 10-14 KASIM’DA İSTANBUL’DA BULUŞACAK Aşçılar Derneği 10. Aşçılar-Tedarikçiler Buluşması ve 6. İstanbul Culinary Cup 2026, 10-14 Kasım tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Yarışmalar, eğitim faaliyetleri, sektörel buluşmalar ve yeni teknolojilerin tanıtımını bir araya getirecek organizasyonun; deneyimli şefler, genç aşçılık adayları, tedarikçiler, akademisyenler ve gastronomi profesyonelleri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkıda bulunması bekleniyor. İstanbul’da düzenlenecek beş günlük buluşma, mesleki gelişim ve uluslararası etkileşimin yanı sıra Türkiye'nin gastronomi değerlerinin tanıtılması açısından da sektörün takip edeceği etkinlikler arasında yer almaya hazırlanıyor.

Denizli, Yeşil Bayrak ödülleriyle Türkiye'nin zirvesinde Haber

Denizli, Yeşil Bayrak ödülleriyle Türkiye'nin zirvesinde

Denizli Büyükşehir Belediyesi, kent yaşamının önemli bileşenleri olan park ve yeşil alanların korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir biçimde yönetilmesi amacıyla yürüttüğü çalışmalarla uluslararası alanda takdir görüyor. Green Flag Award (Yeşil Bayrak Ödülü) programı kapsamında, Denizli’nin nitelikli kamusal alanları arasında yer alan Çamlık Kent Ormanı, Adalet Parkı ve İncilipınar Parkı incelendi. Güvenli dolaşım alanları, farklı yaş gruplarının ihtiyaçlarına cevap veren donatıları ve ekolojik hassasiyetleriyle öne çıkan bu parklar, hem başvuru dosyalarıyla hem de yerinde gerçekleştirilen denetimlerle tam not aldı. ULUSLARARASI STANDARTLARDA ÖRNEK PARK YÖNETİMİ 1996 yılında Birleşik Krallık’ta başlatılan, park ve yeşil alanların yönetim kalitesini değerlendiren uluslararası bir kalite programı olan Green Flag Award, yeşil alanların fiziksel görünümünün yanı sıra planlama, bakım, çevresel yönetim ve toplumsal fayda bakımından nasıl işletildiğini de dikkate alıyor. Değerlendirme sürecinde, karşılayıcı ve erişilebilir alanların oluşturulması, sağlık ve güvenlik, temizlik ve bakım, çevresel yönetim, biyolojik çeşitlilik ve peyzajın korunması, tanıtım ve iletişim, toplum katılımı ile yönetim planının uygulanması ile ilgili kriterler detaylı olarak ele alınıyor. DENİZLİ, GREEN FLAG BAŞARISINI HER YIL SÜRDÜRÜYOR Denizli Büyükşehir Belediyesi, 2018 yılından bu yana her yıl Green Flag Award almaya hak kazanarak uluslararası alandaki başarısını istikrarlı biçimde sürdürüyor. Türkiye’de en fazla Green Flag Award kazanan belediye olma başarısı, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin yeşil alan yönetimine yönelik çalışmalarının sürekliliğini ortaya koyuyor. Adalet, Çamlık ve İncilipınar parklarıyla öne çıkan Denizli, yeşil alanların planlı yönetimi, çevresel sürdürülebilirlik, bakım kalitesi ve ziyaretçi memnuniyetini esas alan yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Uluslararası değerlendirme kriterleri doğrultusunda yürütülen çalışmalar, parkların yalnızca bugünkü ihtiyaçlara cevap vermesini değil, gelecek nesiller için de korunmasını ve geliştirilmesini amaçlıyor.

İnegöl’de 3. Uluslararası İnegöl Araştırmaları Sempozyumu için hazırlıklar başladı Haber

İnegöl’de 3. Uluslararası İnegöl Araştırmaları Sempozyumu için hazırlıklar başladı

Sempozyum, 6-8 Mayıs 2027 tarihlerinde gerçekleştirilecek. İnegöl Belediyesi, şehrin geçmişi ile geleceği arasında köprü kurmayı amaçlayan Şehir Araştırmaları Merkezi organizasyonu kapsamında 3. Uluslararası İnegöl Araştırmaları Sempozyumu için çalışmalarını başlattı. Sempozyumun 2027 yılı Mayıs ayında yapılması planlanıyor. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, sempozyumun lansmanında yaptığı konuşmada, “Bugün itibariyle 3. Uluslararası İnegöl Araştırmaları Sempozyumu sürecimizi başlatıyoruz” dedi. Taban, İnegöl’ün geçmişi ile geleceği arasında köprü kuran çalışmalara bir yenisini daha eklemenin gururunu yaşadıklarını ifade etti. İNEGÖL’ÜN ÖNEMİ VURGULANDI Başkan Taban, İnegöl’ün coğrafi ve kültürel önemine dikkat çekerek, “İnegöl, sanayisi, tarımı, turizmi ve kültürel değerleriyle bereketli bir şehir. Bu özellikler, şehrimizi sürekli büyüyen ve gelişen bir yer haline getiriyor” dedi. İnegöl’ün Türkiye’nin bir özeti olduğunu belirten Taban, “Kültürlerin başkenti olarak da ifade edebiliriz” diye ekledi. Sempozyum detayları Sempozyum, 6-7-8 Mayıs 2027 tarihlerinde gerçekleştirilecek. İnegöl’ün tarihi, göçler, sosyal hayat, ekonomi, tarım, turizm ve kültürel miras gibi konuların ele alınacağı sempozyumda, ayrıca 2026-2035 yıllarının “Aile 10 Yılı” ilan edilmesi dolayısıyla aile ve kadın teması, çevre, enerji ve sürdürülebilirlik gibi konulara da yer verilecek. Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Doğdubay, sempozyumun amacının İnegöl’ün geçmişini bilimsel yöntemlerle anlamak ve geleceğine katkı sunmak olduğunu belirtti. Sempozyuma, yerli ve yabancı akademisyenler, araştırmacılar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve yerel yöneticilerin katılabileceği ifade edildi. Katılım ve bildiri yayın süreci hakkında detayların https://sempozyum.inegol.bel.tr adresinde yayınlandığı belirtildi. İnegöl Kaymakamı Ayhan Akpay da, sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen üniversitelere ve akademisyenlere teşekkür ederek, “İnegöl, köklü tarih, zengin kültürel mirası ve güçlü sanayisi ile bilimsel araştırmayı hak eden bir şehirdir” dedi.

Türk hazır giyim sektörü Fransa pazarındaki konumunu PV Paris’te güçlendirecek Haber

Türk hazır giyim sektörü Fransa pazarındaki konumunu PV Paris’te güçlendirecek

Dünya moda endüstrisinin önemli merkezlerinden Paris’te yılda iki kez düzenlenen Premiere Vision Paris; hazır giyimden kumaşa, iplikten deriye, aksesuardan tasarıma kadar moda endüstrisinin tüm bileşenlerini aynı çatı altında buluşturuyor. EHKİB, 19 Türk hazır giyim ihracatçısıyla fuarda yer alarak sektörün üretim kabiliyetini, tasarım gücünü, esnek üretim altyapısını ve sürdürülebilirlik alanındaki dönüşümünü uluslararası alıcılara tanıtacak. BAĞCI: “FRANSA DÜNYANIN EN BÜYÜK ÜÇÜNCÜ GİYİM İTHALATÇISI” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, Avrupa Birliği’nin Türkiye hazır giyim sektörünün en önemli ihracat pazarı olduğunu, Fransa’nın ise sektör açısından stratejik ülkelerin başında geldiğini söyledi. Türkiye’nin Fransa’ya hazır giyim ihracatının 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 azalarak 468 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini paylaşan Bağcı, “Fransa, Türkiye genelinde en fazla hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı gerçekleştirdiğimiz 6’ncı büyük pazar konumunda. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz açısından ise Fransa 8’inci büyük ihracat pazarımız. Fransa 2025 yılında yaklaşık 30 milyar dolarlık hazır giyim ithalatı gerçekleştirdi. ABD ve Almanya’nın ardından dünyanın en büyük üçüncü giyim ithalatçısı konumunda bulunuyor. Türkiye ise Çin, Bangladeş ve İtalya’nın ardından Fransa’nın dördüncü büyük giyim tedarikçisi. Bu tablo, Fransa pazarının sektörümüz açısından taşıdığı potansiyeli açık şekilde ortaya koyuyor.” diye konuştu.

Denizli'de üreticiye mazot desteği Haber

Denizli'de üreticiye mazot desteği

Denizli Büyükşehir Belediyesi, artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin yükünü hafifletmek ve tarımsal üretimi teşvik etmek amacıyla başlattığı “Üreticilere Mazot Desteği Projesi” kapsamında ilk dağıtımı Beyağaç ilçesinde gerçekleştirdi. Denizli genelinde 10 bin 66 üreticiye ulaşacak olan destek projesiyle toplam 704 bin 880 litre mazot hibesi sağlanacak. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve aile işletmelerini desteklemek adına kararlı adımlar atan Denizli Büyükşehir Belediyesi, üreticilerin en büyük gider kalemlerinden biri olan akaryakıt maliyetlerine karşı can suyu olacak projesini başlattı. Beyağaç ilçesinde düzenlenen törenle startı verilen proje kapsamında, ilçedeki 563 üreticiye 38 bin 950 litre mazot desteği takdim edildi. “ÜRETİCİMİZ ÜRETSİN, BİZ YANINDAYIZ” Törende konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, üreticinin alın terine sahip çıkmanın yerel yönetimlerin en temel görevi olduğunu kaydetti. Başkan Çavuşoğlu, tarımsal üretimin ve küçük ölçekli aile işletmelerinin desteklenmesine verdikleri önemi vurguladı. Artan girdi maliyetleri karşısında her zaman üreticinin yanında olduklarını belirten Başkan Çavuşoğlu, “Ülkemiz şartlarında tarımsal üretimde sürdürülebilirlik hayati bir öneme sahip. Küçük ölçekli aile işletmelerimizin, artan girdi maliyetleri karşısında desteklenmesi için başlattığımız bu projeyle üreticimizin yanında yer alıyoruz. Göreve geldiğimiz günden bu yana tohumla toprağı kim buluşturuyorsa yanı başında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Denizli’nin bereketli topraklarını işleyen üreticimizin gücüyle büyümeye devam edeceğiz” dedi. “BİRLİKTE BÜYÜYEN BİR DAYANIŞMA YOLCULUĞU İÇERİSİNDEYİZ” Desteklerin artarak süreceğini belirten Başkan Çavuşoğlu, toplumsal dayanışmanın ve iletişimin önemine dikkat çekerek, “Bugün sadece kırsalda değil, eğitimden sağlığa, sosyal desteklerden spora ve sanata kadar her alanda vatandaşlarımızın yanındayız. Bu projelerin en uzak mahallemizdeki insanımıza ulaşabilmesi için sizlerden destek istiyoruz. Denizli Büyükşehir Belediyemizin projelerini yakınlarınıza anlatın ki daha fazla ihtiyaç sahibine ulaşalım” diye konuştu. BAŞKAN PÜTÜN’DEN BAŞKAN ÇAVUŞOĞLU’NA TEŞEKKÜR Beyağaç Belediye Başkanı Sezayi Pütün, törende yaptığı konuşmada yerel yönetimler arasındaki güçlü iş birliğine ve tarımsal desteklerdeki şeffaflık anlayışına dikkat çekti. Şartları taşıyan tüm üreticilere şeffaf ve hakkaniyetli bir şekilde desteklerin ulaştırıldığını vurgulayan Başkan Pütün, Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti. Başkan Pütün, “Biz dosya götürenden değil, şimdi akıl alınandan bir konum olmaya başladık. Kim ürettiyse, kim ÇKS’sini verdiyse mazotunu, gübresini, hayvan desteğini alıyor. Şartları taşıyan, hak eden hakkını alıyor. Denizli Büyükşehir Belediyemizin sağladığı bu destek, Beyağaçlı üreticilerimizin üretim motivasyonunu artıracaktır. Emeği toprağa düşen tüm hemşehrilerimiz adına Büyükşehir Belediyemize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Dokuz Eylül'de COP31 buluşması Haber

Dokuz Eylül'de COP31 buluşması

Dokuz Eylül Üniversitesi, Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) COP31 çağrısı kapsamında düzenlediği "Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Odaklı Proje Bildirimi Çalıştayı" ile iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik alanında geliştireceği projeler için yol haritasını belirledi. 60'ın üzerinde katılımcının yer aldığı çalıştayda, COP31 sürecine katkı sunacak proje fikirleri ele alındı. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 öncesinde hazırlıklarını sürdürüyor. Bu kapsamda Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) COP31 çağrısı doğrultusunda düzenlenen "Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Odaklı Proje Bildirimi Çalıştayı", DEÜ Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu Fuaye Alanı'nda gerçekleştirildi. 60'tan fazla katılımcının yer aldığı çalıştaya; DEÜ Rektör Yardımcısı ve COP31 Koordinatörü Prof. Dr. Hamdi Şükür Kılıç, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Azize Ayol'un yanı sıra akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Çalıştayda, üniversitenin COP31 sürecine bilimsel ve toplumsal katkı sağlayacak proje önerilerinin geliştirilmesi hedeflendi. COP31'E YÖNELİK STRATEJİLER ELE ALINDI Çalıştayın açılışında konuşan DEÜ Rektör Yardımcısı ve COP31 Koordinatörü Prof. Dr. Hamdi Şükür Kılıç, COP31'in üniversite açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, "Bugünkü toplantımızın amacı COP31'in bizim için ne anlama geldiğini öğrenmek ve bizim neler yapmamız gerektiğini ortaya koymaktır. COP31, Birleşmiş Milletler tarafından organize edilen ve ülkemiz tarafından da benimsenen; çevre, iklim, sürdürülebilirlik, ekonomi ve enerji politikalarını şekillendiren önemli bir organizasyondur. Bu organizasyonda üniversitemiz olarak neler yapabileceğimizi belirlemek ve sorumluluklarımızı ortaya koymak üzere bu çalıştayı gerçekleştiriyoruz. Hangi alanlarda ilerleyeceğimizi ve nasıl bir strateji izleyeceğimizi belirlemek amacıyla bir araya geldik. Katılım göstererek destek verdiğiniz için teşekkür ediyorum,” dedi.” Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Azize Ayol ise Dokuz Eylül Üniversitesinin sürdürülebilirlik alanındaki potansiyeline vurgu yaparak, "Dokuz Eylül Üniversitesi olarak fakültelerimiz, meslek yüksekokullarımız ve enstitülerimizle büyük bir aileyiz. COP31 kapsamında gerek proje gerekse gerçekleştirdiğimiz faaliyetler açısından önemli bir birikime sahibiz. Bu çalıştayı da 'COP31 sürecine Dokuz Eylül Üniversitesi nasıl katkı sağlayabilir?' sorusuna ortak akılla yanıt bulmak amacıyla düzenledik." dedi. 10 ANA TEMA ÜZERİNDE ÇALIŞILDI Çalıştay kapsamında katılımcılar, COP31'in belirlenen 10 ana teması doğrultusunda çalışma gruplarına ayrıldı. Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi, Okyanuslar ve Denizler, Gıda Güvenliği ve Su, İklime Dirençli Şehirler, İklim Eylemini Güçlendirme, Gençlik ve Eğitim, Yeşil Sanayileşme, Temiz Enerji Geçişi, Rio Sinerjisi ile İklim Finansmanına Erişim başlıklarında problem tanımları ve çözüm önerileri geliştirildi. Akademisyenler tarafından oluşturulan çalışma grupları; araştırma, teknoloji geliştirme ve girişimcilik, üniversite-sanayi iş birliği, uluslararası ortaklıklar, farkındalık çalışmaları ve yan etkinlikler gibi proje kategorileri kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Oturumlarda ortaya çıkan proje fikirleri, gerçekleştirilen sunumlarla katılımcılarla paylaşılırken, elde edilen çıktılar üniversitenin COP31 sürecine sunacağı proje bildirimlerine temel oluşturacak. Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 sürecinde Dokuz Eylül Üniversitesi, sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği alanlarında yürüttüğü bilimsel çalışmalar ile ulusal ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmeyi, yenilikçi proje önerileri geliştirerek yeşil dönüşüm hedeflerine katkı sunmayı amaçlıyor.

Yeni liste, yine İzocam:  İSO 500’de 28 basamak yükseldi Haber

Yeni liste, yine İzocam: İSO 500’de 28 basamak yükseldi

İzocam, İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” 2025 listesinde 28 basamak birden yükselerek 432’nci sırada yer aldı. Lider firma; 61 yıllık deneyimi, güçlü üretim altyapısı ve sürdürülebilir büyüme vizyonuyla sanayinin öncü kuruluşları arasındaki konumunu daha da güçlendirdi. Türkiye yalıtım sektörünün kurucusu olan İzocam, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” 2025 araştırmasında bir önceki yıla göre 28 basamak yükselerek 432’nci sıraya yerleşti. Her yıl Türkiye sanayisinin en güçlü kuruluşlarını bir araya getiren İSO 500 listesinde istikrarlı varlığını sürdüren İzocam, güçlü üretim kapasitesi, yenilikçi yaklaşımı ve sürdürülebilir büyüme stratejisiyle sektöründeki öncü konumunu bir kez daha ortaya koydu. 1965 yılında Türkiye’de yalıtım sektörünü başlatan ilk firma olarak faaliyetlerine başlayan İzocam, bugün 61 yıllık bilgi birikimiyle yalnızca ürün üreten değil, yalıtım sektörünün gelişimine yön veren bir marka olarak çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye’de 7 farklı yalıtım ürününü aynı çatı altında üretebilen tek şirket olan İzocam; temelden çatıya, cepheden iç mekanlara, tesisattan sanayi tesislerine kadar geniş bir alanda ısı, ses ve yangın yalıtımı çözümleri sunuyor. İSO 500 listesinde elde ettikleri başarıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü, “İzocam olarak 61 yıllık deneyimimiz, güçlü üretim altyapımız ve yenilikçi bakış açımızla sektörümüzde değer yaratmaya devam ediyoruz. İSO 500 listesinde 28 basamak yükselerek elde ettiğimiz bu başarıyı; çalışanlarımızın özverili emeği, iş ortaklarımızın güveni ve sürdürülebilir büyüme anlayışımızın önemli bir göstergesi olarak görüyoruz. Türkiye’de yalıtım sektörünün kurucusu olarak, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin enerji verimli, güvenli ve sürdürülebilir yapılarının inşasına katkı sağlayacak çözümler geliştirmeyi sürdürüyoruz” diye konuştu. 2025 yılını satış hacmi ve üretimde güçlü bir performansla tamamlayan İzocam, bir önceki yıla göre yüzde 55 ciro artışı sağladı. Camyünü ve taşyünü ürün gruplarında tonaj bazında rekor seviyelere ulaşan şirket, taşyünü panel grubunda pazar liderliğini sürdürürken; mekanik izolasyon, XPS ve EPS ürün gruplarında da pazar payını artırdı. İç pazardaki güçlü performansını ihracata da taşıyan İzocam, dolar bazında yaklaşık yüzde 30 büyüme elde ederek uluslararası pazarlardaki etkinliğini de güçlendirdi. Sürdürülebilir büyüme yaklaşımını üretim gücüyle birleştiren İzocam, enerji verimliliği ve çevresel sorumluluk alanındaki çalışmalarını da kararlılıkla sürdürüyor. “Bugünlere Yalıtım, Yarınlara Yatırım” stratejisi doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren şirket; 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşmayı, 2030 yılına kadar su tüketimini yüzde 50 azaltmayı ve geri dönüştürülemeyen atıkları sıfıra indirmeyi hedefliyor. Türkiye yalıtım sektöründe bir ilke imza atarak yayımladığı sürdürülebilirlik raporlarıyla çevresel, sosyal ve yönetişim performansını şeffaf biçimde paydaşlarıyla paylaşmayı sürdürüyor. 2026 yılında da kapasite büyümesi, ihracat artışı, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında yakaladığı ivmeyi sürdürmeyi hedefleyen İzocam; güçlü üretim altyapısı, yapay zekâ destekli dijital dönüşüm çalışmaları ve çevre dostu üretim anlayışıyla Türkiye sanayisine ve ülke ekonomisine değer katmaya devam ediyor. İzocam Hakkında 1965 yılında Türkiye’de bir ilk gerçekleştirerek yalıtım sanayisinin kurulmasına öncülük eden İzocam, ilk olarak camyünü tesisini kurarak faaliyetlerine başlamıştır. Günümüzde camyünü, taşyünü, ekstrüde polistiren, ekspande polistiren, sandviç panel, kauçuk ve polietilen üretmekte ısı, ses yalıtımı, yangın güvenliği ve yoğuşma kontrolü sağlamaktadır. Ülkemizde yalıtım sektöründe 7 farklı ürünü aynı çatı altında üretebilen tek şirket konumunda yer alan İzocam, geniş ürün yelpazesi ve her ihtiyaca uygun yalıtım çözümleri ile zeminden, cephe ve çatıya, duvar ve döşemeden tesisata kadar her uygulama alanına uygun nitelikli yalıtım malzemeleri sunmaktadır. Bunların yanı sıra; sanayi tesislerinden gemi sektörüne, termik santrallerden akustik panellere, vagonlardan evlerimizde kullanılan fırınlara, yangın kapılarından güneş kollektörlerine kadar geniş bir alanda ısı, ses yalıtımı ve yangın güvenliği sağlayan ürünleri ile diğer üreticilere de malzeme temin etmektedir. Uzun yılların deneyim ve tecrübesi ile ISO ilk 500’de daima yer alan İzocam, güçlenen konumu ve üretim kapasitesi ile “Bugünlere Yalıtım, Yarınlara Yatırım” mesajı vermektedir. Yapımında geri dönüştürülmüş malzemelerin de kullanıldığı, insan sağlığına zarar vermediği ve çevre dostu olduğu kanıtlanmış ürünleriyle, faaliyete başladığı ilk günden bu yana sürdürülebilir geleceğe katkı sağlamaktadır.

Kırgızistan'ın zirvedeki incisi Issık Gölü'ne Muratpaşa modeli Haber

Kırgızistan'ın zirvedeki incisi Issık Gölü'ne Muratpaşa modeli

Antalya'da Muratpaşa Belediyesi’nin 11 yıldır üst üste Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) tarafından ödüle layık görülen halk plajlarından İnciraltı Plajı, ülkelerinde ilk kez Mavi Bayraklı plaj oluşturma hedefi doğrultusunda Kırgızistan’ın turizm örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve turizm tesislerinin temsilcilerinden oluşan bir heyet tarafından ziyaret edildi. Issık Gölü’nde Mavi Bayrak başvurusu hazırlıklarını sürdüren heyet, uluslararası çevre ödülünün kriterlerine ilişkin uygulamaları yerinde incelemek amacıyla Antalya’ya geldi. Muratpaşa Belediyesi’nin Mavi Bayraklı İnciraltı Plajı, TÜRÇEV tarafından 11 yıl üst üste ödüllendirilen çevre yönetimi uygulamalarıyla heyetin inceleme noktalarından biri oldu. Sürdürülebilir Kalkınma Uzmanı AltynaiAshirbekova, Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Issık Göl Temsilciliği Turizm ve Yatırım Tanıtım Bölümü Başkanı NurbekIslanov, Issık Göl İlçe Yönetimi Birinci Başkan Yardımcısı Nurgazy Esengeldi Uulu, Kırgızistan Turizm Birliği Eş Başkanı Azamat Zhamankulov, Kırgızistan Turizm Örgütleri Derneği (KATO) Direktörü Nurbek Saparov ile kamu kurumları, turizm örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve turizm tesislerinin temsilcilerinden oluşan heyet, program kapsamında ilk olarak Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ı ziyaret etti. İNCİRALTI PLAJI’NDA TEKNİK İNCELEME Başkan Uysal’ı ziyaret etmelerinin ardından İnciraltı Plajı’nda gerçekleştirilen teknik incelemeye katılan heyete, Mavi Bayrak sürecinde yürütülen çevre koruma çalışmaları, kıyı yönetimi uygulamaları ve sürdürülebilirlik politikaları hakkında bilgi verildi. Ziyarette ayrıca Muratpaşa Belediyesi’nin Çevreci Komşu Kart Projesi ile deniz dibi temizlik ekibinin çalışmaları tanıtıldı. Çevrenin korunmasına yönelik projeler ve uygulamalar heyet üyeleriyle paylaşıldı. ISSIK GÖLÜ İÇİN MAVİ BAYRAK HEDEFİ Kırgızistan eski Kültür, Spor ve Turizm Bakanı, aynı zamanda Kırgızistan Turizm Birliği Eş Başkanı AzamatZhamankulov, Antalya ziyaretlerinin temel amacının Mavi Bayrak uygulamalarını yerinde incelemek olduğunu söyledi.Zhamankulov, Issık Gölü’nün Kırgızistan’ın ilk Mavi Bayraklı plajlarına ev sahipliği yapabilmesi için yürüttükleri çalışmalarda Muratpaşa Belediyesi’nin deneyimlerinden yararlanmayı amaçladıklarını belirtti. Kırgızistan’da henüz Mavi Bayrak programının bulunmadığını belirten Zhamankulov, “Issık Gölü’nde ilk Mavi Bayraklı plajları oluşturmak ve bu süreci başlatmak istiyoruz. Başvuruların nasıl yapıldığı, ulusal yapılanmanın nasıl oluşturulduğu ve programı yürüten uluslararası kuruluşlarla nasıl iletişim kurulduğu gibi konularda Antalya’nın deneyimlerinden yararlanmayı hedefliyoruz. Bu nedenle Antalya, bizim için önemli bir örnek oluşturuyor” dedi. ANTALYA TECRÜBESİNİ PAYLAŞIYOR TÜRÇEV Antalya İl Koordinatörü Mustafa Ergiydiren ise 1993 yılından bu yana Türkiye’de yürütülen Mavi Bayrak Programı kapsamında, 2026 yılında Antalya’da 232 Mavi Bayraklı plaj bulunduğunu belirtti. Kırgızistan’ın Mavi Bayrak Programı’na dahil olma yönünde çalışmalar yürüttüğünü belirten Ergiydiren, şunları söyledi: “Heyet, ülkelerinde Mavi Bayrak Programı’nı hayata geçirme isteklerini bizimle paylaştı. Bu kapsamda Antalya’da yürüttüğümüz çalışmaları yerinde görmek ve deneyimlemek istediler. Biz de kendilerine Mavi Bayraklı plajlarımızı tanıtıyor, program kapsamında çevre yönetimi, güvenlik, temizlik vesürdürülebilirlik alanlarında yürütülen uygulamalar hakkında bilgi veriyoruz. Kırgızistan’dan gelen heyeti Antalya’da ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.