Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Stres

Beyoğlu Haber - Stres haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Stres haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Okullar açılıyor, uzmanlar uyarıyor: Çocukların 'karın ağrısı' gerçek olabilir Haber

Okullar açılıyor, uzmanlar uyarıyor: Çocukların 'karın ağrısı' gerçek olabilir

Yeni eğitim öğretim yılının başlaması, özellikle ilk kez okula başlayan, okul değiştiren veya uzun tatilin ardından rutinlerine dönmekte zorlanan çocuklar için yeni bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Klinik Psikolog Melike Urcan, bu dönemde çocuklarda görülebilecek okul reddi, kaygı ve fiziksel belirtilere ilişkin aileleri uyardı. “HER OKUL REDDİ ŞIMARIKLIK DEĞİL” Çocuğun okula gitmek istememesinin inatlaşma veya şımarıklık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Urcan, bu tepkilerin altında ayrılık kaygısı, anksiyete ve sosyal kaygı gibi nedenlerin bulunabileceğini söyledi. Çocuğu suçlamanın veya yaşadığı durumu küçümsemenin kaygıyı artırabileceğini ifade eden Urcan, öncelikle davranışın arkasındaki duygusal ihtiyacın anlaşılması gerektiğini vurguladı. Okul sabahlarında ortaya çıkan baş ağrısı, karın ağrısı ve mide bulantısının da dikkate alınması gerektiğini belirten Urcan, çocukların ifade edemedikleri stres ve kaygıyı zaman zaman bedensel belirtilerle gösterebildiğini söyledi. Bu tür belirtilerin psikosomatik olabileceğini aktaran Urcan, çocukların gerçekten ağrı veya bulantı hissedebileceğine dikkat çekti. Ailelerin “Rol yapıyorsun” veya “Bir şeyin yok” şeklinde yaklaşmasının çocuğun anlaşılmadığını düşünmesine yol açabileceğini belirten Urcan, öncelikle fiziksel nedenlerin değerlendirilmesi gerektiğini, tıbbi bir neden bulunmadığında ise psikolojik etkenlerin göz önünde bulundurulmasını önerdi. HANGİ BELİRTİLERDE UZMAN DESTEĞİ ALINMALI? Okulun ilk günlerinde görülen hafif isteksizlik ve uyum güçlüğünün normal olabileceğini belirten Urcan, bazı belirtilerin ise daha yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. “Tatil boyunca değişen rutinleri okulun ilk sabahı aniden ve çok sert bir şekilde eski haline getirmeye çalışmak yerine, rutinler kademeli olarak düzenlenmelidir" diyen Urcan, "Çocuğun sürece dahil edilmesi ve yapılacak değişikliklerin önceden konuşulması da uyumu kolaylaştırabilir. Ancak aile içindeki doğru iletişim stratejilerine, çevresel düzenlemelere ve okulla yapılan iş birliğine rağmen çocuk uyum sağlamakta zorlanıyorsa aynı yöntemlerde ısrar etmek yerine sürecin yeniden değerlendirilmesi gerekir. Bu noktada; çocuğun mizaç özellikleri, olası dikkat eksikliği veya öğrenme güçlüğü gibi altta yatan faktörler uzman bir hekim tarafından detaylıca analiz edilmeli, kişiye ve aileye özel yepyeni bir yol haritası çizilmelidir” diye konuştu.

Türkiye’de öz bakım bilinci yetersiz! Eczacılar güvenin anahtarı Haber

Türkiye’de öz bakım bilinci yetersiz! Eczacılar güvenin anahtarı

Haleon ve Ipsos Türkiye iş birliğiyle hazırlanan Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması, bireylerin öz bakım farkındalığının sınırlı olduğunu ve acil servislerin “hızlı çözüm noktası” olarak görülmesinin sağlık sistemine yük getirdiğini ortaya koydu. Araştırma, eczacıların tüketiciler için kritik bir danışmanlık rolü üstlendiğini de gösterdi. Tüketici sağlığı alanında dünya lideri Haleon, Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması sonuçlarını açıkladı. Araştırma, bireylerin öz bakım farkındalığının sınırlı olduğunu ve çoğunlukla yorgunluk veya rahatsızlık hissettiklerinde küçük tepkisel adımlar attıklarını ortaya koydu. Öz bakımın en temel eylemleri arasında ağız ve diş bakımı, cilt bakımı ve psikolojik iyi hâli koruma yer alıyor. Son bir ayda en sık yapılan davranış ise günlük su tüketimine dikkat etmek oldu. Bunun yanı sıra dengeli beslenme, yürüyüş ve gıda takviyesi kullanımı öne çıktı. Ortalama uyku süresi 7 saat olarak ölçüldü. Araştırma, toplumun yüzde 50’sinin semptom ne olursa olsun doğrudan acil servise başvurabileceğini ortaya koydu. Bu yaklaşım, sağlık sistemi üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor. Sağlık konularında en çok güvenilen kaynaklar doktorlar (yüzde 84) ve eczacılar (yüzde 79) olurken, sosyal medya ve fenomenler düşük güvenle öne çıkıyor. Tüketicilerin yüzde 57’si internette sağlık bilgisi aradığında eczacısına danışıyor. Eczaneler, yüzde 61 oranıyla danışmanlık kalitesi temel alınarak tercih ediliyor ve reçetesiz ürün seçiminde belirleyici rol oynuyor. Son bir yılda en sık görülen rahatsızlıklar soğuk algınlığı, kas/eklem ağrıları ve baş ağrısı/migren olarak belirlendi. Ağrı kesiciler en sık kullanılan ürünler olurken, soğuk algınlığı ilaçları “kriz” ürünleri olarak öne çıktı. Takviyeler alanında tüketicilerin yüzde 52’si günlük enerji ve zindeliklerini desteklemek için vitamin ve minerallere başvuruyor. En çok tercih edilen içerikler D vitamini, B12, C vitamini ve magnezyum oldu. Pandemi sonrası dönemde gıda takviyelerine talep yüzde 90 seviyesine ulaştı, temel vitamin ve minerallerin satın alınmasında yüzde 64 artış gözlendi. Geleneksel ev çözümleri de korunma ve filtreleme amacıyla kullanılmaya devam ediyor. Araştırma, toplumun sağlık farkındalığı ile davranışları arasında ciddi bir uçurum olduğunu ortaya koydu. Örneğin, toplumun yüzde 44’ü yüksek stres seviyesini “normal” olarak görürken, ruhsal sağlık konusunda profesyonel destek alanlar sadece yüzde 26 oldu. Kilo problemi kadınlar için sosyal bir yargılanma, erkekler için fiziksel işlevsellik meselesi olarak algılanıyor.

Tansiyonu tetikleyen 14 beklenmedik faktör Haber

Tansiyonu tetikleyen 14 beklenmedik faktör

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çekti. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, hipertansiyonun yalnızca tuz tüketimiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirterek, günlük yaşamda fark edilmeyen birçok etkenin tansiyonu yükseltebileceğini söyledi. Nevrez Koylan, özellikle tansiyon hastalarına ilk önerilen adımlardan birinin tuz tüketiminin azaltılması olduğunu ancak hipertansiyonun çok daha geniş bir nedenler yelpazesine sahip bulunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Koylan, stres, kaygı ve öfke gibi duygusal durumların yanı sıra günlük yaşam alışkanlıklarının da tansiyon üzerinde doğrudan etkili olabileceğini belirtti. Uzman isim, uzun süre yüksek seyreden tansiyon değerlerinin mutlaka hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. TANSİYONU YÜKSELTEN 14 BEKLENMEDİK FAKTÖR Prof. Dr. Koylan, hipertansiyon üzerinde etkili olabilecek bazı alışılmadık faktörleri şöyle sıraladı: Yalnızlık hissi “Beyaz önlük sendromu” (doktor ortamında tansiyon yükselmesi) Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek Duygusal ve stresli konuşmalar Susuzluk Aşırı şeker tüketimi Bitkisel takviyeler (ginkgo, ginseng, guarana vb.) Uyku apnesi Tiroid hastalıkları Doğum kontrol ilaçları Antidepresan kullanımı Ağrı kesici ilaçlar Potasyum eksikliği Ağrı ve ani fiziksel rahatsızlıklar “Sadece tuz değil, bütün yaşam tarzı önemli” Koylan, özellikle işlenmiş şekerlerin, bazı ilaçların ve uyku bozukluklarının da tansiyon üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini belirterek, “Tansiyon yalnızca tuzla açıklanamaz. Yaşam tarzı, stres yönetimi ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilmelidir” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.