Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kültürel Miras

Beyoğlu Haber 24 - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İnegöl’de 3. Uluslararası İnegöl Araştırmaları Sempozyumu için hazırlıklar başladı Haber

İnegöl’de 3. Uluslararası İnegöl Araştırmaları Sempozyumu için hazırlıklar başladı

Sempozyum, 6-8 Mayıs 2027 tarihlerinde gerçekleştirilecek. İnegöl Belediyesi, şehrin geçmişi ile geleceği arasında köprü kurmayı amaçlayan Şehir Araştırmaları Merkezi organizasyonu kapsamında 3. Uluslararası İnegöl Araştırmaları Sempozyumu için çalışmalarını başlattı. Sempozyumun 2027 yılı Mayıs ayında yapılması planlanıyor. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, sempozyumun lansmanında yaptığı konuşmada, “Bugün itibariyle 3. Uluslararası İnegöl Araştırmaları Sempozyumu sürecimizi başlatıyoruz” dedi. Taban, İnegöl’ün geçmişi ile geleceği arasında köprü kuran çalışmalara bir yenisini daha eklemenin gururunu yaşadıklarını ifade etti. İNEGÖL’ÜN ÖNEMİ VURGULANDI Başkan Taban, İnegöl’ün coğrafi ve kültürel önemine dikkat çekerek, “İnegöl, sanayisi, tarımı, turizmi ve kültürel değerleriyle bereketli bir şehir. Bu özellikler, şehrimizi sürekli büyüyen ve gelişen bir yer haline getiriyor” dedi. İnegöl’ün Türkiye’nin bir özeti olduğunu belirten Taban, “Kültürlerin başkenti olarak da ifade edebiliriz” diye ekledi. Sempozyum detayları Sempozyum, 6-7-8 Mayıs 2027 tarihlerinde gerçekleştirilecek. İnegöl’ün tarihi, göçler, sosyal hayat, ekonomi, tarım, turizm ve kültürel miras gibi konuların ele alınacağı sempozyumda, ayrıca 2026-2035 yıllarının “Aile 10 Yılı” ilan edilmesi dolayısıyla aile ve kadın teması, çevre, enerji ve sürdürülebilirlik gibi konulara da yer verilecek. Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Doğdubay, sempozyumun amacının İnegöl’ün geçmişini bilimsel yöntemlerle anlamak ve geleceğine katkı sunmak olduğunu belirtti. Sempozyuma, yerli ve yabancı akademisyenler, araştırmacılar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve yerel yöneticilerin katılabileceği ifade edildi. Katılım ve bildiri yayın süreci hakkında detayların https://sempozyum.inegol.bel.tr adresinde yayınlandığı belirtildi. İnegöl Kaymakamı Ayhan Akpay da, sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen üniversitelere ve akademisyenlere teşekkür ederek, “İnegöl, köklü tarih, zengin kültürel mirası ve güçlü sanayisi ile bilimsel araştırmayı hak eden bir şehirdir” dedi.

Kadim şehirlerin mutfakları Muratpaşa’da buluştu Haber

Kadim şehirlerin mutfakları Muratpaşa’da buluştu

Muratpaşa Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen forumda, farklı ülkelerden gelen belediye heyetleri kendi mutfaklarına özgü lezzetleri ve gastronomi kültürlerini anlatan sunumlar gerçekleştirdi. Kadim şehirlerin yüzyıllar boyunca şekillenen yemek kültürlerinin paylaşıldığı forumda, mutfağın toplumlar arasında kültürel bağ kuran önemli bir unsur olduğuna dikkat çekildi. ‘TURİZMİN YAPISI DEĞİŞECEK’ forumda yaptığı konuşmada, kültürel mirasın korunması ve turizmin kültür ekseninde geliştirilmesi konusunda ortak çalışmaların önemini vurgulayan Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, dünya turizminin gelecekte kültürel miras, gastronomi, arkeoloji, folklor ve etnografya gibi özel ilgi alanlarına daha fazla yöneleceğini ifade etti. Yüksek teknoloji ve yapay zekanın etkisiyle turizm anlayışının da dönüşeceğini belirten Başkan Uysal, “Bundan 10 yıl sonra herkesin kendi turizm hikayesi olabilecek. Turizmin yapısı değişecek” dedi. Muratpaşa Belediyesi’nin yöresel yemeklerin korunması ve tanıtılması için yürüttüğü çalışmalara da değinen Uysal, gıda hijyeni ve güvenliği standartlarını oluşturmak amacıyla ‘Gold Town Gıda Güvenliği ve Hijyen Sertifika Programı’ isimli bir programı hazırladıklarını, yöresel yemekleri tescil ettirmek üzere çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Belediye tarafından işletilen ‘Antalya Lokantası’nda da Antalya’nın coğrafi işaretli yemeklerinin ziyaretçilerle buluşturulduğunu belirten Uysal, kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmaları sürdüreceklerini söyledi. ANTALYA USULÜ TAHİNLİ PİYAZ DÜNYA MUTFAKLARIYLA BULUŞTU Forumun sunum bölümünün ardından katılımcı şehirlerin heyetleri, kendi mutfak kültürlerinden örnekleri stantlarda tanıttı. Farklı coğrafyaların yemeklerini bir araya getiren stantlarda yöresel ürünler sergilenirken konuklar, ülkelerinin geleneksel lezzetlerini tanıma ve tatma fırsatı buldu. Başkan Ümit Uysal da stantları ziyaret ederek farklı ülkelerin mutfaklarından ürünleri deneyimledi. Muratpaşa Belediyesi standında ise Antalya mutfağının öne çıkan lezzetlerinden tahinli piyaz sunuldu. Etkinlik, farklı şehirlerin mutfak kültürlerini aynı çatı altında buluşturarak gastronominin kültürler arası paylaşımda üstlendiği rolü ortaya koydu. KONUK HEYETLER YÖRESEL LEZZETLERİNİ TANITTI Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali kapsamında Polonya ve İtalya da geleneksel mutfakları tanıtılan ülkeler arasında yer aldı. İtalya’nın Gradara Belediye Başkanı Filippo Gasperi ülkesinin geleneksel lezzetlerinden piadinayı tanıttı. İnce ve mayasız ekmeğin roka ve yumuşak peynirle sunulduğunu belirten Gasperi, Türk mutfağına ilişkin düşüncelerini ise şöyle aktardı: “Türkiye’de gerçekten harika ve çok çeşitli bir mutfak kültürüyle karşılaştım. Sebzeler, et yemekleri ve birbirinden farklı soslarla oldukça zengin bir yemek kültürü var. Bu nedenle kendimizi aynı Akdeniz kültürünün bir parçası olarak hissediyoruz. Hepimiz Akdeniz’in ortak kültürel mirasından geliyoruz.” Polonya’nın Łomża Belediye Başkan Yardımcısı Grzegorz Mandziuk, ülkelerine özgü el yapımı ürünleri ziyaretçilerle buluşturdu. Stantta ekşi mayalı çavdar ekmeği, geleneksel yöntemlerle hazırlanan mantarlar, bal ve yöresel tatlılar yer aldı. Türk mutfağını çok sevdiğini belirten Mandziuk, yemek çeşitliliğinin kendisini etkilediğini ve her ziyaretinde farklı lezzetler denemeye çalıştığını söyledi. Forum kapsamında ayrıca, katılımcı şehirler arasında kültürel iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan deklarasyon imzalandı.

Mübadil torunları aynı sofrada buluştu Haber

Mübadil torunları aynı sofrada buluştu

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı ile Yunanistan Milli Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda, Yunanistan’dan gelen konuklar atalarının bir zamanlar yaşadığı toprakları ziyaret etmekten duydukları duyguları paylaştı. Trakya’nın köklü geleneklerinden biri olan ve hasat sonrasında emeğe teşekkür ile bereketi simgeleyen “Kırçma” buluşmasında, ortak geçmişin hatıraları, kültürel miras ve barış mesajları öne çıktı. Programda konuşan Trakya ve Işıklar Köyü Selanik Mübadilleri ile Balkan Türkleri Derneği Başkanı Olcay Ceylan, “Kırçma, Rumeli ve Balkan kültüründe, hasadın tamamlanmasını kutlamak ve bereket için şükretmek amacıyla kurulan geleneksel bir sofradır. Bu sofrada tarla emeği karşılığını bulur. Dualar edilir, paylaşmanın, imecenin ve dayanışmanın ruhu birlikte yaşatılır. Bugün Semetli'de bu geleneği yeniden yaşatmanın mutluluğunu ve gururunu duyuyoruz. Bu anlamlı buluşmanın gerçekleşmesine öncülük eden, kültürümüzün ve dayanışma ruhumuzun yaşatılmasına her zaman büyük destek veren Tekirdağ Büyükşehir Belediyemize ve Sayın Başkanımız Dr. Candan Yüceer’e yürekten teşekkür ediyoruz” dedi. NEA RODOSTO BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCISI LAGOS NİKOS: "DEDELERİMİZİN YAŞADIĞI TOPRAKLARDA OLMAK ÇOK DUYGULANDIRICI" Etkinlikte söz alan Yunanistan Nea Rodosto Belediye Başkan Yardımcısı Lagos Nikos, gösterilen misafirperverlikten duyduğu memnuniyeti belirterek, “Burada gördüğümüz ilgi, misafirperverlik ve bizlere yardımcı olunması bizleri çok onurlandırdı. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Candan Yüceer olmak üzere muhtarlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Zamanında dedelerimizin yaşadığı bu güzel toprakları ziyaret etmek bizleri çok duygulandırıyor. Bu ziyaretleri yapabildiğimiz için kendimizi çok şanslı hissediyoruz” şeklinde konuştu. CANDAN BAŞKAN: "BU SOFRANIN BİR YANINDA TOPRAĞIN BEREKETİ, DİĞER YANINDA İNSANIMIZIN ALIN TERİ VAR" Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, buluşmada gerçekleştirdiği konuşmasında hem kırçma geleneğinin anlamını vurguladı hem de Ege'nin iki yakasındaki dostluk ve barış mesajlarına dikkat çekerek şunları söyledi: “Ne güzel bir gün, ne güzel bir buluşma, ne güzel bir sofra… Bu sofranın bir yanında toprağımızın bereketi, diğer yanında insanımızın alın teri var. Bu buluşmayı anlamlı kılan ise geçmişten bugüne taşıdığımız mirasımız, hatıralarımız, dostluğumuz ve yeniden bir araya gelen gönüllerimizdir. Bu güzel buluşmada emeği ve katkısı olan başta Semetli ve Işıklar köylerimizin kıymetli insanları olmak üzere muhtarlarımıza, dernek başkanlarımıza, yöneticilerimize ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Bu sofrada yalnızca ekmeğimizi, lokmalarımızı bölüşmüyoruz; geçmişimizi, hatıralarımızı, acılarımızı, umutlarımızı ve geleceğe dair güzel dileklerimizi de paylaşıyoruz. Kırçma, bu toprakların en güzel geleneklerinden biri. Ekinler ekilir, toprak işlenir, günlerce, aylarca emek verilir. Güneşin altında ter dökülür, yağmur beklenir, ürün yetiştirilir. Hasat tamamlanır, harman kaldırılır. İnsanlar bir araya gelir, ekmeğini bölüşür ve berekete şükreder. Ancak kırçmanın anlamı bizim için yalnızca bundan ibaret değil. Bu sofralar aynı zamanda sevincin ve acının paylaşıldığı, dayanışmanın, kardeşliğin ve dostluğun yaşatıldığı sofralardır. İşte Trakya’mızın ruhu, Rumeli kültürümüzün özü budur.” "MÜBADELE, EGE’NİN İKİ YAKASINDA BÜYÜK ACILAR BARINDIRIYOR" Mübadelenin insan hayatındaki derin izlerine dikkat çeken Candan Başkan, “Semetli ve Işıklar, Balkanların hatırasını taşıyan, Rumeli’nin sesini, kokusunu ve kültürünü bugüne ulaştıran kıymetli köylerimiz. Bu toprakların her köşesinde bir insan hikâyesi var. Kimi Selanik’ten, kimi Balkanların başka bir köşesinden gelmiş, kimi de bu topraklardan ayrılarak Ege’nin öte yakasında yeni bir hayata başlamış. Mübadele, söylemesi kolay ama yaşaması çok zor bir kelime. Düşünün, doğduğunuz evi, büyüdüğünüz toprağı, komşularınızı ve hatıralarınızı geride bırakıyorsunuz. Bir bavula sığdırabildiklerinizle yeni bir başlangıç yapıyorsunuz. Mübadele, Ege’nin iki yakasında yaşayan insanlar için büyük acılar ve zorluklar barındırıyor” ifadelerini kullandı. "BİR ASIR SONRA AYNI EKMEĞİ PAYLAŞABİLMEK TAM OLARAK BARIŞTIR" Geçmişin yaralarını dostlukla sarmanın önemini vurgulayan Başkan Yüceer, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Bugün bizlere düşen görev, yaşanan acıları unutmamak ama o acıların yeni ayrılıklara değil, yeni dostluklara ve kardeşliklere vesile olmasını sağlamaktır. Aramızda bulunan Yunanistan’dan gelen kıymetli konuklarımıza bir kez daha hoş geldiniz diyorum. Aradan bir asır geçti ama hatıralar silinmedi. Şarkılarımızda, türkülerimizde, yemeklerimizin kokusunda, büyüklerimizin anlattığı hikâyelerde, eski fotoğraflarda ve bugün çevremizde gördüğümüz yapılarda yaşamaya devam ediyor. Bugün de o hatıraların etrafında, Ege’nin iki yakasındaki dost ve kardeş insanlar olarak yeniden buluşuyoruz. Ne mutlu bize ki bir asır önce yolları ayrılan insanların torunları bugün aynı sofranın etrafında birbirlerinin gözlerinin içine bakabiliyor, aynı ekmeği paylaşabiliyor ve birbirlerine dostça el uzatabiliyor. İşte barış dediğimiz şey tam olarak budur.” "ULU ÖNDERİMİZİN 'YURTTA SULH, CİHANDA SULH' İLKESİYLE ÇALIŞIYORUZ" Barışın yalnızca savaşsızlık değil, geçmişin acılarını anlamak ve ortak yaşama kültürünü güçlendirmek olduğunu ifade eden Candan Başkan, “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi doğrultusunda bizler de barış ve dayanışma için çalışmaya devam ediyoruz. Bizim için barış, yalnızca savaşın olmaması değildir. Birbirimizin acısını anlayabilmek, farklılıklarımızla birlikte yaşayabilmek ve geçmişin yaralarını yeni kuşaklara düşmanlık olarak bırakmamaktır. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras budur. Tekirdağ, büyük bir kültürün ve zengin bir insanlık mirasının kentidir. Bu şehirde Balkanların hatırası, Rumeli’nin türküleri, göç yollarının hüznü ve yeniden hayata başlamanın cesareti var. Bu şehirde alın teri, mücadele ve kardeşlik var. Tekirdağ’ın en büyük zenginliği de işte bu kültürü ve insanıdır” diye konuştu. "YAŞASIN BARIŞ, YAŞASIN DOSTLUK, YAŞASIN KARDEŞLİK!" Geçmişin acılarının bir daha yaşanmaması temennisinde bulunarak birlik ve beraberlik mesajı veren Başkan Yüceer, sözlerini şu dileklerle tamamladı: “Allah bizlere geçmişin acılarını bir daha yaşatmasın. Aynı gökyüzünün altında, farklı dillerde ama aynı barış ve kardeşlik umuduyla yaşayalım. Bu güzel kardeşlik sofrasını kuran Semetli ve Işıklar köylerimizin kıymetli insanlarına, organizasyonda emeği geçen herkese ve uzaktan yakından gelen bütün dostlarımıza bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. Birliğimiz, beraberliğimiz ve kardeşliğimiz daim olsun. Toprağımız bereketli, soframız paylaşmaya açık, gönlümüz sevgiyle dolu olsun. Yaşasın barış, yaşasın dostluk, yaşasın kardeşlik! Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.” DOSTLUK GÜVERCİNLERİ UÇURULDU, ZEYTİN FİDANI DİKİLDİ Günün anlam ve önemine ilişkin yapılan bilgilendirmeler ve okunan şiirlerin ardından, Candan Başkan ve Yunanistan’dan gelen konuklar birlikte barışın simgesi olan beyaz güvercinleri gökyüzüne bıraktı. Ardından iki halkın köklü dostluğunu simgelemesi amacıyla köy meydanında bulunan Atatürk Anıtı’nın önüne zeytin fidanı dikilerek can suyu verildi.

İzmir’de zeybek dersine yoğun ilgi Haber

İzmir’de zeybek dersine yoğun ilgi

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentin kültürel mirasını yaşatmak ve zeybek geleneğini yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirdiği “İzmir’de Zeybek Bilmeyen Kalmasın” projesi yoğun ilgi gördü. Ücretsiz kursun ilk dersinde yurttaşlar, Ege’nin simgelerinden zeybeği öğrenmenin heyecanını yaşadı. Tarihi Bıçakçı Han’da gruplar hâlinde sürdürülecek eğitimlerde katılımcılara zeybeğin temel adımları ve figürleri öğretiliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde halk dansları eğitmeni olarak görev yapan Onur İstek, projeye gösterilen ilgiden memnun olduklarını belirtti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın projeye önem verdiğini vurgulayan İstek, "Haftanın bir günü, iki saat boyunca yurttaşlarımıza ücretsiz zeybek dansının adımlarını öğreteceğiz. Katılımcıları, dans geçmişi olanlar ve olmayanlar şeklinde iki kategoride değerlendirdik. Harmandalı zeybeğinin temel adımlarını öğretiyoruz. Düğünlerde gönül rahatlığıyla oynayabilecekleri düz adımları ve heykel adımlarını gösterdik. İlk ders itibarıyla temel figürlerimizi öğrettik. Daha önce zeybek oynamayı bilen gruplarımızla da farklı çalışmalar yapacağız" diye konuştu. Kurs, farklı yaşlardan ve yaşam deneyimlerinden yurttaşları aynı kültürel miras etrafında buluşturdu. İzmir’e üniversite eğitimi için gelen Fatma Nur Çelik de kentin kültürünü yakından tanımak istediğini söyledi. Çelik, “İzmir’e üniversite okumaya geldim. Bu kentin kültüründe zeybek var, öğrenmesem ayıp olurdu diye düşündüm. Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz kurs açması çok güzel oldu. Sosyal medyada gördüm, hemen başvuru yaptım. Öğrenmek için sabırsızlanıyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyorum” diye konuştu. Eşiyle birlikte kursa katılan Cenk Özdamar, zeybek öğrenmenin uzun zamandır hayalleri olduğunu belirterek “Çok güzel bir uygulama. Eşimle ikimizin hayaliydi. Bir gün böyle bir kursa gidip çocuklarımızın düğününde zeybek oynamak istiyorduk. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı bu hizmet için teşekkür ederiz. Ücretsiz olması büyük avantaj” ifadelerini kullandı. Emeklilik döneminde kursa katılma fırsatı bulduğu için mutlu olduğunu belirten Mücella Güner ise “Emekli olduktan sonra böyle bir imkânı yakalamak benim için çok güzel oldu. Hiç tecrübem yok. Egeliyim, çok üzülüyordum zeybek oynamadığım için. Belediyemize çok teşekkürler. İlk günümüz ama çok zevkli” sözleriyle duygularını dile getirdi.

Bursa Nilüfer’de Mysia Festivali başlıyor Haber

Bursa Nilüfer’de Mysia Festivali başlıyor

Bursa Nilüfer’in köklü geçmişini ve zengin doğal dokusunu kültür sanat etkinlikleriyle görünür kılmayı hedefleyen Mysia Festivali, bu yıl ilk kez Bursalılarla buluşuyor. 4-5-6 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan festival, Gölyazı’dan Fadıllı’ya uzanan geniş bir kültür ve doğa rotasında gerçekleştirilecek. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi, Mysia Yolları ve Müzikist ortaklığıyla hayata geçirilen festival; katılımcılarına doğa yürüyüşlerinden kültürel miras odaklı panellere, çocuk ve yetişkin atölyelerinden konserlere kadar çok yönlü bir deneyim alanı açıyor. Nilüfer’in sahip olduğu kültürel ve doğal zenginliklerin korunarak geleceğe aktarılmasının önemine değinen Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, festivalin bölgenin kimliği açısından kıymetli bir adım olduğunu vurguladı. Başkan Şadi Özdemir; “Mysia Yolları; doğanın, tarihin ve yerel hafızanın iç içe geçtiği çok değerli bir mirasımız. Bu mirası sanatla, bilimsel tartışmalarla ve komşularımızın dayanışmasıyla canlı tutmak istiyoruz. Gölyazı’dan Fadıllı’ya uzanan bu rotada doğayı dinlemek, üretmek ve ortak bir ritimde buluşmak üzere tüm hemşehrilerimizi Mysia Festivali’ne bekliyoruz” dedi. İLK GÜN GÖLYAZI’DA TİYATRO İLE AÇILIYOR Festivalin açılışı, 4 Eylül Cuma günü saat 20.00’de Gölyazı Kültürevi’nde (Gölyazı Panteleimon Kilisesi) yapılacak. Tarihi mekanın atmosferinde sahnelenecek olan tek kişilik müzikli biyografik oyun “Amalia”, sanatseverlere keyifli bir akşam sunacak. ÜÇPINAR’DA YÜRÜYÜŞ, PANELLER VE AÇIK HAVA KONSERLERİ Festivalin ikinci günü olan 5 Eylül Cumartesi günü program Üçpınar Mahallesi’nde sürecek. Gün, saat 09.00’da Kadriye’den Üçpınar’a uzanan Mysia Yolları Doğa Yürüyüşü ile başlayacak. Yürüyüşün ardından saat 12.00’da köy kahvesinde mola verilecek; saat 13.00’te ise Ebru Baştürk Serçe yürütücülüğünde “Bugünün Mysia Yolları” atölyesi gerçekleştirilecek. Öğleden sonraki programlarda ise bölgenin kültürel mirası uzman isimlerle masaya yatırılacak. Saat 15.00’te Onur Kahvecioğlu, Doğa Tamer ve Emre Genek’in katılımıyla “Kültürel Mirası Yeniden Düşünmek” paneli; saat 16.00’da ise Deniz Gündoğan İbrişim ve Ece Zeren Aydınoğlu’nun yer alacağı “Mysia’nın Yollarında; Geçmiş, Şimdi ve Ortak Gelecek” başlıklı oturum düzenlenecek. Panallerin ardından 17.20’de Hilal Dinçer, 18.00’de Ajem ve 18.40’ta Ahmet Ali Arslan şarkılarıyla Üçpınar’da sahne alacak. FİNAL GÜNÜ FADILLI’DA Mysia Festivali’nin kapanışı ise Fadıllı’da yapılacak. Saat 12.00’de başlayacak alanda; Gamze Karataş ve Düven ile “Festival Maskesi Atölyesi”, Yer Community ile “Ben’in İzleri Atölyesi”, Ömer Yılmaz ile “Origami Atölyesi”, TEMA Vakfı ve Nurten Ümit iş birliğiyle “Ağaç Kardeşliği Atölyesi” ile Fulya Özkan ile “Swing Dans Atölyesi” yer alacak. Doğa yürüyüşü tutkunları için ayrıca saat 14.30’da Ayvaköy-Fadıllı rotasında yürüyüş düzenlenecek. Program kapsamında saat 15.30’da Erdem Güreler Trio sahne alacak. Selin Çıngır ve Melis Karaduman konserlerinin ardından saat 18.20’de Seyyah grubunun performanslarıyla Mysia Festivali sona erecek. ETKİNLİKLERE KATILIM ÜCRETSİZ Gölyazı, Üçpınar ve Fadıllı’yı tek bir kültür rotasında buluşturan festival kapsamındaki tüm etkinlikler ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Katılımcı kontenjanı bulunan atölyeler için festivalin dijital kayıt kanalları üzerinden ön başvuru yapması gerekiyor.

Zeki Müren şarkıları Ordu'da yankılandı Haber

Zeki Müren şarkıları Ordu'da yankılandı

Ordu Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde Zeki Müren’in hafızalara kazınan eserleri özel konserle seslendirilirken, çocuklar da “Belleğini Yitiren Tilkinin Öyküsü” etkinliğinde sorgulama ve eleştirel düşünme çalışmaları yaptı. Tespih Yapımı ve Çini Atölyesi ise geleneksel üretim bilgisini farklı yaş gruplarına aktarırken, Ordu’nun kültürel mirası altıncı kez sanatseverlerle buluştu. SANAT GÜNEŞİ’NİN ESERLERİNE ÖZEL KONSER Ordu Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde gerçekleştirilen “Zeki Müren Şarkıları” konserinde, Türk sanat müziğinin unutulmaz ismi Zeki Müren’in birbirinden özel eserleri Samsun Devlet Klasik Türk Müziği Korosu solistleri Berrak Seçkin ve Haydar Farabi Felamur tarafından seslendirildi. Zeki Müren’in yorumuyla kuşaklar boyunca dinlenen şarkılardan oluşan seçki, canlı performansla dinleyicilere sunuldu. Konser, Zeki Müren’in sanat yaşamına ve Türk müziğine bıraktığı mirasa şarkılar aracılığıyla yeniden dikkat çekerken, dinleyicilere nostalji yüklü bir akşam yaşattı. ÇOCUKLAR TİLKİNİN ÖYKÜSÜYLE FELSEFİ SORULARA ULAŞTI Ordu Gazi İl Halk Kütüphanesi Sergi Salonu’nda çocuklara yönelik gerçekleştirilen “Belleğini Yitiren Tilkinin Öyküsü” etkinliğinde, Çocuklar İçin Felsefe (P4C) yöntemi kullanıldı. Hikayeyi birlikte okuyan çocuklar, eserde karşılaştıkları olaylar ve karakterler üzerine sorular üreterek düşüncelerini paylaştı. Etkinlikte çocukların okuma, sorgulama, eleştirel düşünme ve kitap çözümleme becerileri desteklenirken, farklı görüşleri dinleme ve kendi düşüncelerini gerekçeleriyle ifade etme süreçleri üzerinde duruldu. GELENEKSEL EL SANATLARI YETİŞKİN VE ÇOCUKLARLA DENEYİMLENDİ Fatsa Kültür Sarayı’nda düzenlenen Tespih Yapımı Atölyesi’nde geleneksel tespih işçiliğinin malzeme seçimi ve üretim aşamaları işlendi. Katılımcılar, taneler arasındaki ölçü ve malzeme uyumunun yanı sıra imame, nişane ve püskül gibi tespihi meydana getiren bölümleri yakından inceledi. Oyma ve kakma gibi süsleme tekniklerinin de ele alındığı atölyede, tespihin yalnızca bir kullanım eşyası olmadığı; el işçiliği, estetik ve kültürel anlam taşıyan bir zanaat ürünü olduğu örnekler üzerinden anlatıldı. Aynı alanda yer alan Çini Atölyesi’nde geleneksel Türk çini sanatının temel desen ve uygulama yöntemleri ele alındı. Katılımcılar, çiçek motifleri ile geometrik desenlerden hareketle kendi kompozisyonlarını hazırlayarak çininin çizim ve renklendirme aşamalarını deneyimledi. İznik ve Kütahya merkezli üretimlerle özgün bir kimlik kazanan çini sanatının mimariden günlük kullanım eşyalarına uzanan farklı örnekleri de çalışmalar üzerinden incelendi. Çocuklar için de gerçekleştirilen Çini Atölyesi’nde küçük katılımcılar, geleneksel motifleri kendi hayal güçleriyle yeniden yorumladı. Bitkisel desenler, geometrik biçimler ve stilize figürlerden yararlanan çocuklar, hazırladıkları çalışmaları farklı renklerle tamamladı. Uygulamalı etkinlik, çocukların el becerilerini ve tasarım düşüncelerini geliştirmelerine imkân sağlarken, köklü çini geleneğini yeni kuşakların deneyimine taşıdı. ORDU’NUN MOTİFLERİ ÇAĞDAŞ TASARIMLARLA FESTİVALDE YERİNİ ALMAYI SÜRDÜRDÜ Ordu Olgunlaşma Enstitüsü’nde yer alan “Ordu Olgunlaşma Enstitüsü Kültürel Miras Taşıyıcısı” sergisi altıncı gününde de sanatseverlerin ziyaretiyle buluştu. Kentin yöresel değerlerinden ve tescilli motiflerinden hareketle hazırlanan çalışmalar sanatseverler tarafından incelendi. Nakış, dokuma, bitkisel örücülük, moda tasarımı ve giyim üretim teknolojileri alanlarında hazırlanan eserler, geleneksel unsurların günümüz tasarım anlayışıyla kazandığı farklı yorumları ortaya koydu. Ordu Kültür Yolu Festivali, 30 Ağustos’a kadar farklı alanlarda düzenlenecek sergi, atölye, söyleşi ve çocuk etkinlikleriyle devam edecek.

Metin Sözen’in mirası Gaziantep’ten geleceğe taşınıyor Haber

Metin Sözen’in mirası Gaziantep’ten geleceğe taşınıyor

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile ÇEKÜL Vakfı iş birliğinde düzenlenen Metin Sözen Günü, “Kavramdan Uygulamaya, Kentten Geleceğe” temasıyla gerçekleştirildi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Metin Hocalar kolay yetişmiyor. Bizlerin en büyük sorumluluğu; Metin Sözen gibi hayatta iz bırakacak bir nesli yetiştirmek” diyerek, Sözen’in ilmini ve hayata bakış açısını yeni nesillere aktarmanın önemine vurgu yaptı. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, programda yaptığı konuşmada, “Bizim medeniyetimizde anne ile babanın ve hocanın eli öpülür” diyerek şunları söyledi: “Biz bütün hocalarımızın elinden öpüyoruz. Şehrin ruhunu iyi bilmek lazım. Şehri gülistan yapmalıyız; insana değer vererek. Bizim medeniyetimizde ilim çok önemlidir. Biz ilmin arkasından gideceğiz. Okuyacağız. Metin Sözen’in ruhunu, ilmini, hayata bakış açısını çocuklarımıza öğretmek istiyoruz. Gaziantep bize emanet. Emanetin emin ellerde olması için Metin hocanın ilmiyle, hikmetiyle hareket etmemiz lazım. Zamanın ruhunu yakalamamız lazım. Yaşatan dünyaya geçmemiz lazım. Metin Hocalar kolay yetişmiyor. Bizlerin en büyük sorumluluğu; Metin Sözen gibi hayatta iz bırakacak bir nesli yetiştirmek.” ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen, babasının ilkeleri doğrultusunda güçlü bir ekiple çalışmaya devam ettiklerini belirterek, “Başkan Fatma Şahin olmasaydı bu gönül defteri yeniden açılmayacaktı” dedi. METİN SÖZEN’İN KAVRAMLARI MASAYA YATIRILDI Açılış konuşmalarının ardından başlayan ilk oturumda, “Metin Sözen’in Sözlüğü” başlığı altında Sözen’in koruma anlayışını şekillendiren temel kavramlar ele alındı. Kavramların günümüz koruma literatüründeki karşılığı, Türkiye’deki uygulama alanları ve geleceğe yönelik potansiyelleri disiplinlerarası bakış açısıyla değerlendirildi. Program kapsamında ayrıca, ÇEKÜL Vakfı’nın kültürel mirasın belgelenmesi, dijitalleştirilmesi ve erişilebilir hale getirilmesine yönelik yürüttüğü Rota Miras ve Ortak Bellek projelerinin tanıtım videoları katılımcılarla buluşturuldu. Dr. Ceyda Bakbaşa Bosson ile Dr. Muhsin Doğan’ın moderatörlüğündeki oturumda, Prof. Dr. Ayşe Güliz Bilgin Altınöz, Prof. Dr. Evrim Ölçer Özünel, Prof. Dr. Ünal Akkemik, Doç. Dr. Tulga Albustanlıoğlu konuşmacı olarak yer aldı. KÜLTÜR ODAKLI DÖNÜŞÜM GAZİANTEP ÖRNEĞİYLE ELE ALINDI Günün ikinci oturumunda “Metin Sözen ve Kültür Odaklı Dönüşüm” başlığı altında, kültür odaklı kalkınma anlayışı doğrultusunda korumanın yerel yönetimler, akademi ve sivil toplum arasındaki iş birliğini nasıl güçlendirdiği değerlendirildi. Gaziantep örneği üzerinden kültürel mirasın kentlerin sürdürülebilir gelişimindeki dönüştürücü rolü tartışıldı. Dr. Ceyda Bakbaşa Bosson ile Dr. Muhsin Doğan’ın moderatörlüğündeki oturumda önceki dönem Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Asım Güzelbey, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Koruma Daire Başkanı Gamze Maraş, Şehitkamil Belediyesi Kültürel Miras Müdürü Osman Özgan ve Yesemek Alan Başkanı ve ÇEKÜL Saha Sorumlusu Zafer Okuducu konuşmacı olarak bulundu. İLK UYGULAMA EKİM’DE GAZİANTEP’TE BAŞLIYOR Oturumların ardından Başkan Fatma Şahin ile ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Sözen, Gaziantep’te Ekim 2026’da başlayacak ÇEKÜL Yerel Etki ve Öncülük Programı için Niyet ve İş Birliği Beyanı’nı içeren protokole imza attı. Böylelikle Metin Sözen Okulu’nun oluşturduğu eğitim modeli için ilk uygulama Gaziantep’te başlayacak. BAŞKAN FATMA ŞAHİN’DEN MÜJDE GELDİ! Protokol imza töreninde konuşan Başkan Fatma Şahin, program vesilesiyle çok şey öğrendiğini ve notlar aldığını aktararak, “Bir müjde ile konuşmama başlamak istiyorum. Okul dediğimizde fiziksel bir yapının da önemine dikkat çekmek gerekiyor. Bu eğitim modelinin somut bir yapıya kavuşması için Ömer Ersoy Kültür Merkezi ve Nikah Salonu’nda vakfın bu eğitimlerini yürütmesi için alan oluşturacağız. Böylelikle bu eğitim modeli şehirde fiziki bir eğitim alanına kavuşacak” diye konuştu. METİN SÖZEN OKULU KAMUOYUNA TANITILDI Eğitim modelinin detayları programda sunum eşliğinde anlatıldı. Buna göre, eğitim programında başta öğrenciler olmak üzere; genç profesyoneller, STK gönüllüleri, doğa, tarih ve miras konularına ilgi duyanların hedef kitle olarak belirlendi. Program çerçevesinde 6 hafta boyunca devam edecek eğitimlerde, haftada bir saat çevrim içi buluşma gerçekleştirilecek. Tartışma ve fikir üretme odaklı bir yapının kurulacağı eğitim modeli sayesinde katılımcılara; doğa, miras ve çevreye bütüncül bakış, düşünsel dil ve yönelim netliği ile birlikte düşünme ve tartışma pratiği kazandırılacak. Eğitimler, kişisel, kurumsal ve toplumsal düzeyde önemli kazanımlar sağlayacak. ÜÇ PROGRAMDAN OLUŞAN YENİ EĞİTİM MODELİ ÇEKÜL Vakfı’nın 35 yıllık bilgi birikimi ve saha deneyimiyle hayata geçirilen Metin Sözen Okulu, doğa ve kültür öncelikli koruma anlayışını yeni nesillere aktarmayı, disiplinlerarası diyaloğu güçlendirmeyi ve yerelden öğrenen koruma kültürünü yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Üç ana programdan oluşan okul; gençlere yönelik ÇEKÜL Çemberleri, araştırmacılar ve profesyoneller için hazırlanan ÇEKÜL Yaşayan Miras ve Etki Programı ile belediyeler ve kamu kurumlarına yönelik geliştirilen ÇEKÜL Yerel Etki ve Öncülük Programından oluşuyor. Bu yapı sayesinde yerel yönetimler, akademi, sivil toplum ve gençlerin ortak üretim zemini oluşturması hedefleniyor.

55. Akseki Cevizli Ayran Festivali Coşkuyla Kutlandı Safiye Soyman ve Faik Öztürk Sahne Aldı Haber

55. Akseki Cevizli Ayran Festivali Coşkuyla Kutlandı Safiye Soyman ve Faik Öztürk Sahne Aldı

Cevizli Mahalle Muhtarı Harun Çınar ve Cevizli Yardımlaşma Derneği Başkanı Süleyman Akın ile tertip ederek düzenledikleri geleneksel hale gelen festival, yoğun protokol katılımı, kültürel etkinlikleri ve birbirinden renkli sahne performanslarıyla unutulmaz anlara sahne oldu. Binlerce Kişi Cevizli’de Buluştu Akseki’nin en köklü organizasyonlarından biri olan 55. Akseki Cevizli Ayran Festivali, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen misafirleri Cevizli Mahallesi’nde bir araya getirdi. Festival boyunca birlik, beraberlik ve dayanışma mesajları ön plana çıkarken, vatandaşlar geleneksel ayran ikramı eşliğinde doyasıya eğlendi. Görkem Gökalp’in Sunumuyla Muhteşem Gece Festivalin sunuculuğunu başarılı oyuncu ve sunucu Görkem Gökalp üstlendi. Gecenin en çok ilgi gören isimlerinden biri olan Türk müziğinin sevilen sanatçısı Safiye Soyman, Ferdi Tayfur ve Orhan Gencebay’ın unutulmaz eserlerini seslendirerek festival alanını dolduran binlerce kişiye duygu dolu anlar yaşattı. Sahneye çıkan Faik Öztürk ise kendine has yorumu ve sahne performansıyla izleyicilerden büyük alkış aldı. Festivalin finalinde ise Türk rock müziğinin efsane grubu Duman’ın sevilen şarkılarını seslendiren Öyle Yürekten Tribute Grubu, enerjik performansıyla geceyi geç saatlere kadar süren unutulmaz bir konserle tamamladı. Protokolden Yoğun Katılım 55. Akseki Cevizli Ayran Festivali’ne; * Akseki Kaymakamı Yusuf Ilıca * Akseki Belediye Başkanı İlkay Akça * Akseki Jandarma Karakol Komutanı Üsteğmen Ömer Çıngı * Akseki İlçe Müftüsü Zübeyir Aksoy * Akseki Tapu Müdürü Ezgi Tekin * Beyoğlu Belediye Başkan Vekili Sefer Karaahmetoğlu * Beyoğlu Belediye Meclis Üyeleri * Yeni Parti Antalya Milletvekilleri Aliye Coşar ve Aykut Kaya * AK Parti Antalya Milletvekilleri Tuba Vural Çokal ve Mustafa Köse * AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin * Yeni Parti Antalya İl Başkanı Nail Kamancı * Yeni Parti Akseki İlçe Başkanı Hasan Erdem * AK Parti Akseki İlçe Başkanı Halis Gündoğdu * Sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Geleneksel Ayran İkramı ve Kültürel Etkinlikler İlgi Gördü Festival boyunca misafirlere geleneksel Cevizli ayranı ikram edilirken, halk oyunları gösterileri ve yöresel kültürü yaşatan etkinlikler büyük beğeni topladı. Gün boyu devam eden programlarda çocuklardan yaşlılara kadar her yaştan katılımcı festival coşkusunu doyasıya yaşadı. “Kültürel Miras Gelecek Nesillere Aktarılıyor” Festivalde yapılan konuşmalarda, Akseki Cevizli Ayran Festivali’nin sadece bir eğlence organizasyonu olmadığı, aynı zamanda bölgenin kültürel mirasını yaşatan ve gelecek nesillere aktaran önemli bir değer olduğu vurgulandı. Festivalin Akseki’nin tanıtımına, turizmine, sosyal dayanışmasına ve yerel ekonomisine önemli katkılar sunduğu ifade edildi. 55. Akseki Cevizli Ayran Festivali Hafızalarda Yer Etti Her yıl artan katılımla düzenlenen 55. Akseki Cevizli Ayran Festivali, bu yıl da birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu en güçlü şekilde yansıttı. Antalya’nın Akseki ilçesinde düzenlenen festival, hem bölge halkını hem de Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçileri aynı sofrada ve aynı coşkuda buluşturarak unutulmaz bir organizasyona imza attı. 55. Akseki Cevizli Ayran Festivali, kültürel değerleri yaşatmaya ve gelecek yıllarda da aynı heyecanla düzenlenmeye devam edecek önemli organizasyonlardan biri olarak bir kez daha adından söz ettirdi.

Gaziantep'e Gastrobotanik Parkı Haber

Gaziantep'e Gastrobotanik Parkı

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, inşasına başlanılan, deneyimleme, öğrenme ve dinlenme alanı özellikleriyle Türkiye’de bir ilk olacak Gastrobotanik Parkı ziyaret etti. Bereketli Hilal’in binlerce yıllık tarım mirasını geleceğin bilimiyle buluşturan, doğayı sadece seyredilen değil, hissedilen, öğrenilen ve yaşanan bir yaşam alanına dönüştüren büyük bir ekoköy olacak Gastrobotanik Parkı için inşaat çalışmaları başladı. Proje, botanik, gastronomi, tarım, etnobotanik, fitoterapi, ekolojik tasarım, kültürel miras, eğitim ve bilimsel araştırmayı aynı ekosistem içinde buluşturan uluslararası ölçekte örnek bir merkez olacak. ALANDA BULUNAN AĞAÇLARIN KORUNDUĞU DOĞA DOSTU PROJE İnşaat çalışmalarını ziyaret eden Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, teknik bilgi aldı. Parkın yapılacağı alanda 100 yıllık çınar ağacı, 200 yıllık ceviz ağacı, 120 yıllık fıstık ağacı olmak üzere tüm ağaçların korunarak projelendirmede ağaçların konumuna göre çalışıldığını belirtti. Başkan Şahin, doğa dostu, ekoloji dostu olarak hazırlanan projenin hiçbir dış hizmet alınmadan Büyükşehir Belediyesi mühendisleri tarafından yapıldığını sözlerine ekledi. GALLE PARK İLE BERABER 500 DÖNÜMLÜK BİR YEŞİL ALAN Galle Parkı’nın hemen bitiminde devamı niteliğindeki Gastrobotanik Park, 150 bin metrekaresi yeşil alan olacak şekilde toplamda 232 bin metrekarelik özel bir alanda yükselecek. İçinde yer alacak 3,5 kilometrelik yürüyüş yolu Galle Park ile birleşerek toplamda 7 kilometrelik bir yol oluşturacak, şehrin en değerli bölgelerinden birinde Gastrobotanik Park’ın tamamlanmasıyla 500 dönümlük bir yaşam alanı oluşacak. ANADOLU’NUN ZENGİN MİRASI GELECEK NESİLLERE AKTARILACAK Gastrobotanik Park Projesi, Anadolu’nun zengin bitkisel mirasını koruyarak gelecek nesillere aktarmayı, gastronomi kültürünü doğayla bütünleşik bir yaklaşımla yaşatmayı ve tıbbi ile aromatik bitkiler alanındaki bilimsel araştırmaları desteklemeyi hedefliyor. Proje, çocuklarda doğa bilincinin geliştirilmesine katkı sunarken, yerel üreticilerin bilgi ve üretim kapasitesini güçlendirmeyi de amaçlıyor. Toprağın hafızasını geleceğe taşıyan yaşayan bir miras olacak, aynı zamanda bilim insanları, sanatçılar ve üreticileri ortak bir platformda buluşturarak disiplinler arası iş birliğini teşvik eden Gastrobotanik, sürdürülebilir yaşam modellerini uygulamalı örneklerle ziyaretçilere sunacak. ŞAHİN: DOĞA DOSTU, İNSAN DOSTU BİR PROJE HAYATA GEÇTİ Ziyareti sonrası açıklamada bulunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, arpanın, buğdayın, nohudun, mercimeğin ana vatanında olunmasına rağmen çocukların bunları ve sebzeleri yalnızca marketlerde gördüklerini belirterek şunları söyledi: “Bunların büyük bir tarihi, doğası, mektebi, eğitimi var ve günün sonunda insana dokunması var. Bunların hepsinin birleştiği bir mekan burası. Bu değerli mekanda 100 yıllık çınar ağacı, 200 yıllık ceviz ağacı, 120 yıllık fıstık ağacı var. Biz bunları koruduk ve bunların durumuna göre projemizi hazırladık. Her bir ağacımızın olduğu yere göre projemiz hazırlandı. Doğa dostu, insan dostu bir proje hayata geçti. Gaziantep Büyükşehir'deki mühendislerimiz, mimarlarımız kendi hazırladı. Gaziantep'in en pahalı alanlarından birinde Galle Park ile beraber 500 dönümü yaşam alanı ve yeşile ayırmanın gerçek bir vizyon, inanç, kabiliyet, yetişmiş insan gücü istediğini aktaran Başkan Şahin, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: Yarın çocuklarımız buraya geldiğinde artık sadece kitaplardan öğrenmeyecek. Burayı bir atölyeye çevireceğiz orada öğrenecek. Burayı bir akademik dünyaya bilimsel altyapıya dönüştüreceğiz. Burası bir park değil. Burası bir doğa dostu yaşam alanı olacak. Tarih burada konuşacak. Bilim burada konuşacak. İnsan burada huzurla mutlu olacak. Ben bunun bir benzerini çok daha küçüğünü Marakeş'te görmüştüm. Marakeş dünyanın en fazla gezilen altıncı şehriydi. Biz de dünyanın en fazla gezilen ilk beş şehir olmaya talibiz. Bu yapacağımız projede onların yaptıklarının üzerine koyduk.” Gastrobotanik Park, 2 bin 280 metrekarelik Tropik Serası ile dünyanın farklı iklimlerinden gelen egzotik bitkileri tek çatı altında buluştururken 6 bin 400 metrekarelik Üretim Serası’nda bitki üretimi, araştırma ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının gerçekleştirildiği yaşayan bir laboratuvar olarak hizmet verecek. Seralar yalnızca bitki yetiştirme merkezi olmayacak, geleceğin tarım teknolojilerinin geliştirildiği, bilgi üretiminin paylaşıldığı ve yeni nesillere aktarıldığı bir eğitim kampüsü olarak görev görecek. Parka ulaşım ve rahatlık için 55 bin metrekarelik ulaşım ağı ve toplam 542 araç kapasiteli üç otopark, binlerce ziyaretçinin konforlu bir deneyim yaşamasını sağlayacak. Gastrobotanik Bahçesi sadece seralarla değil, ziyaretçilerine farklı deneyimler yaşatacak, eğitimler verecek ve doğa dostu uygulamalarıyla ön plana çıkacak bir yaşam merkezi olacak. Herbaryumu, 3 eğitim binası, şifahanesi, attarı, botanik sanat atölyesi, Etnobotanik Müzesi, Fitoterapi Merkezi, Labirent Parkı ile de ön plana çıkacak doğanın içinde kaybolmadan uyumlu bir yalın mimari ile tamamlanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.