Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Gıda Güvenliği

Beyoğlu Haber 24 - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CGTN, Küresel Güney Yönetmenleri Ortak Yapım Programı 2026'ya özel web sayfasını yayına aldı Haber

CGTN, Küresel Güney Yönetmenleri Ortak Yapım Programı 2026'ya özel web sayfasını yayına aldı

CGTN, 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü'nde Küresel Güney Yönetmenleri Ortak Yapım Programı 2026'ya özel bir web sayfasını yayına aldı. Web sayfası; bu yılki teması “Yoksulluğun Ötesinde: Küresel Güney'de Ortak Kalkınmaya Uzanan Yollar” olarak belirlenen program çerçevesinde insanların hayatlarını iyileştirmenin farklı yollarını nasıl arayıp bulduklarını irdelemek amacıyla uluslararası izleyicileri farklı ülkelerdeki topluluklar ve hanehalklarıyla buluşturan belgeselleri bir araya getiriyor. China Media Group bünyesindeki China Global Television Network tarafından başlatılan Küresel Güney Yönetmenleri Ortak Yapım Programı, belgesel alanında iş birliğine yönelik bir girişim. Program, Global South Media Partners (Küresel Güney Medya Ortakları) mekanizması çerçevesinde ve Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi doğrultusunda yoksulluğu azaltma, sürdürülebilir kalkınma, toplumsal dayanıklılık, taban düzeyinde inovasyon, ekolojik dönüşüm ve gençliğin kalkınması gibi ortak kaygıları masaya yatırıyor. Program yerel sinemacıların imzasını taşıyan yapımlar, içerik paylaşımı ve ortak dağıtım yoluyla kalkınma deneyimlerinin değişimini teşvik ediyor. 2026 programı Asya, Afrika, Latin Amerika ve Avrupa'dan 20 kadar ülkeden medya kuruluşlarını ve sinemacı ekipleri buluşturuyor. Bu kuruluşların ve ekiplerin yapımları istihdam, barınma, gıda güvenliği, kadınların güçlenmesi, kamu hizmetleri ve sürdürülebilir kırsal kalkınma gibi alanlardaki topluluk girişimlerini ve sosyal değişimi belgelendiriyor. Filmler, daha geniş ölçekli bu sorunlar ile bireysel yaşamlar arasında bağ kuruyor. Programa Ürdün adına katılan yapım, başka kadınlarla birlikte sürdürülebilir tarım yapmak ve kooperatif işletmek amacıyla kendi memleketine dönen bir kadının hikâyesini anlatırken kırsaldaki iş birliklerinin nasıl iş olanakları yaratabileceğini ve topluluk bağlarını nasıl güçlendirebileceğini gözler önüne seriyor. Arjantin imzalı belgeselse suyu korumaya, hayvancılığa ve yerel üreticilere destek olmak üzere Mendoza'daki bir üniversitenin bilgi birikimini sınıfın dışına nasıl taşıdığını, böylece araştırmalardan yola çıkarak topluluklara pratik faydalar sağlayan sonuçlara nasıl imza attığını ortaya koyuyor. Tarım ve gıda güvenliği de öne çıkan temalar arasında yer alıyor. Programa Burundi adına katılan yapımsa ziraat, hayvancılık ve tarımsal işlemeye mercek tutuyor, bu sektörlerin istihdamı ve hanehalkı gelirlerini nasıl desteklediğini gösteriyor. Rusya imzalı belgesel dizisi, ürettikleri tahıl mahsulleri aracılığıyla ülkenin tarımla uğraşan bölgelerini irdeliyor ve araştırma, üretim, işleme teknolojileri ve gıda arzı arasındaki bağları mercek altına alıyor. Etiyopya'daysa bir film Hadiya bölgesinde çiftçilikle uğraşan bir ailenin hayatındaki değişikliklerin izini sürerek barınma, temiz su tedariki, sanitasyon ve elektrik alanlarındaki iyileşmeleri belgelendiriyor. Kırsal altyapının ve tarımsal kalkınmanın nasıl somut değişime dönüştüğünü gösteriyor. Programa Pakistan adına katılan yapım Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru'nda enerji geliştirmeye odaklanırken bölgesel kalkınma konusuna başka bir bakış açısı sunuyor. Programa Çin adına katılan On the Rural Healthcare Front Line (Kırsal Sağlık Hizmetleri Alanında Ön Saflarda) başlıklı belgesel, kırsal kesimde yaşayan ailelere sağlık hizmetleri veren ve konsültasyonlar, ev ziyaretleri ve sağlık eğitimi yoluyla bu ailelerin sağlıkla ilgili ihtiyaçlarına yanıt veren, genç bir köy doktorunun gündelik işlerini kayda geçiriyor. Yerel bakış açıları ve bağımsız hikâye anlatıcılığı, Küresel Güney Yönetmenleri Ortak Yapım Programı'nın en önemli bileşenlerinden. Sinemacılar; ortak bir tema çerçevesinde kendi konularını, karakterlerini ve yaratıcı yaklaşımlarını seçerek izleyicilerin kalkınmayı sıradan insanların çektiği zorluklar, aldıkları kararlar ve yaşadıkları değişimler merceğinden bakarak anlamalarına yardımcı oluyor. Katılımcı kuruluşlar yayın haklarını paylaşıyor, farklı dillerde ve platformlarda dağıtımı destekliyor. Bu özel web sayfası programla ilgili bilgi sağlıyor ve katkı verilen filmlere erişim olanağı sunuyor; sayfanın içeriğiyse düzenli aralıklarla güncelleniyor. İzleyiciler; farklı kalkınma deneyimleri aracılığıyla sınırlar ötesinde toplulukları birbirine bağlayan, insanlık onuru, fırsat ve daha iyi yaşama yönelik ortak özlemleri keşfedecek. Filmleri izleyin: https://www.cgtn.com/global-south-directors-co-production-rogram-2026.html

Kadim şehirlerin mutfakları Muratpaşa’da buluştu Haber

Kadim şehirlerin mutfakları Muratpaşa’da buluştu

Muratpaşa Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen forumda, farklı ülkelerden gelen belediye heyetleri kendi mutfaklarına özgü lezzetleri ve gastronomi kültürlerini anlatan sunumlar gerçekleştirdi. Kadim şehirlerin yüzyıllar boyunca şekillenen yemek kültürlerinin paylaşıldığı forumda, mutfağın toplumlar arasında kültürel bağ kuran önemli bir unsur olduğuna dikkat çekildi. ‘TURİZMİN YAPISI DEĞİŞECEK’ forumda yaptığı konuşmada, kültürel mirasın korunması ve turizmin kültür ekseninde geliştirilmesi konusunda ortak çalışmaların önemini vurgulayan Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, dünya turizminin gelecekte kültürel miras, gastronomi, arkeoloji, folklor ve etnografya gibi özel ilgi alanlarına daha fazla yöneleceğini ifade etti. Yüksek teknoloji ve yapay zekanın etkisiyle turizm anlayışının da dönüşeceğini belirten Başkan Uysal, “Bundan 10 yıl sonra herkesin kendi turizm hikayesi olabilecek. Turizmin yapısı değişecek” dedi. Muratpaşa Belediyesi’nin yöresel yemeklerin korunması ve tanıtılması için yürüttüğü çalışmalara da değinen Uysal, gıda hijyeni ve güvenliği standartlarını oluşturmak amacıyla ‘Gold Town Gıda Güvenliği ve Hijyen Sertifika Programı’ isimli bir programı hazırladıklarını, yöresel yemekleri tescil ettirmek üzere çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Belediye tarafından işletilen ‘Antalya Lokantası’nda da Antalya’nın coğrafi işaretli yemeklerinin ziyaretçilerle buluşturulduğunu belirten Uysal, kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmaları sürdüreceklerini söyledi. ANTALYA USULÜ TAHİNLİ PİYAZ DÜNYA MUTFAKLARIYLA BULUŞTU Forumun sunum bölümünün ardından katılımcı şehirlerin heyetleri, kendi mutfak kültürlerinden örnekleri stantlarda tanıttı. Farklı coğrafyaların yemeklerini bir araya getiren stantlarda yöresel ürünler sergilenirken konuklar, ülkelerinin geleneksel lezzetlerini tanıma ve tatma fırsatı buldu. Başkan Ümit Uysal da stantları ziyaret ederek farklı ülkelerin mutfaklarından ürünleri deneyimledi. Muratpaşa Belediyesi standında ise Antalya mutfağının öne çıkan lezzetlerinden tahinli piyaz sunuldu. Etkinlik, farklı şehirlerin mutfak kültürlerini aynı çatı altında buluşturarak gastronominin kültürler arası paylaşımda üstlendiği rolü ortaya koydu. KONUK HEYETLER YÖRESEL LEZZETLERİNİ TANITTI Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali kapsamında Polonya ve İtalya da geleneksel mutfakları tanıtılan ülkeler arasında yer aldı. İtalya’nın Gradara Belediye Başkanı Filippo Gasperi ülkesinin geleneksel lezzetlerinden piadinayı tanıttı. İnce ve mayasız ekmeğin roka ve yumuşak peynirle sunulduğunu belirten Gasperi, Türk mutfağına ilişkin düşüncelerini ise şöyle aktardı: “Türkiye’de gerçekten harika ve çok çeşitli bir mutfak kültürüyle karşılaştım. Sebzeler, et yemekleri ve birbirinden farklı soslarla oldukça zengin bir yemek kültürü var. Bu nedenle kendimizi aynı Akdeniz kültürünün bir parçası olarak hissediyoruz. Hepimiz Akdeniz’in ortak kültürel mirasından geliyoruz.” Polonya’nın Łomża Belediye Başkan Yardımcısı Grzegorz Mandziuk, ülkelerine özgü el yapımı ürünleri ziyaretçilerle buluşturdu. Stantta ekşi mayalı çavdar ekmeği, geleneksel yöntemlerle hazırlanan mantarlar, bal ve yöresel tatlılar yer aldı. Türk mutfağını çok sevdiğini belirten Mandziuk, yemek çeşitliliğinin kendisini etkilediğini ve her ziyaretinde farklı lezzetler denemeye çalıştığını söyledi. Forum kapsamında ayrıca, katılımcı şehirler arasında kültürel iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan deklarasyon imzalandı.

Kocaeli’de üreticiye süt soğutma tankı desteği Haber

Kocaeli’de üreticiye süt soğutma tankı desteği

Dünyada tarımsal kriz ve gıda güvenliği tartışmaları sürerken, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarım ve hayvancılığa yönelik destek ve yatırımlarını artırarak üreticinin yanında olmaya devam ediyor. Derince Çavuşlu Mahallesi’nde yüzde 50 hibe desteğiyle süt toplama zincirini güçlendiren Büyükşehir, üreticilere sağladığı süt soğutma tanklarıyla sağılan sütün bekletilmeden soğuk zincire alınmasını sağlıyor. Böylece süt uygun koşullarda muhafaza edilerek kalitesi korunurken, toplama ve nakliye maliyetleri de azaltılıyor. SÜT SAĞIMDAN SONRA HIZLA SOĞUTULUYOR Hayvanların sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez sağılmasıyla elde edilen süt, işletmelere yerleştirilen tanklarda kısa sürede soğutuluyor. Sütün üretildiği noktada soğuk zincire alınması, sıcak ortamda beklemesinin ve buna bağlı kalite kaybının önüne geçiyor. 14 SOĞUTMA TANKI ÜRETİCİNİN HİZMETİNDE Proje kapsamında Çavuşlu Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından yüzde 50 hibeyle alınan 14 süt soğutma tankı, üretim kapasitesi yüksek işletmelere yerleştirildi. Tankların 10’u 300, 4’ü ise 500 litre kapasiteye sahip. GÜNDE 6,5 TON SÜT SOĞUTULUYOR Kooperatif bünyesinde günlük 6,5 ton süt, soğutma tanklarında muhafaza ediliyor. Sütün üretildiği yerde soğutulması sayesinde toplama araçlarının işletmelere günde iki kez gitme zorunluluğu ortadan kalkıyor. Böylece hem nakliye ve toplama maliyetleri azalıyor hem de üreticinin zamanı daha verimli kullanılıyor. “SÜTÜN KALİTESİ KORUNUYOR” Çavuşlu Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı İdris Kara, soğuk zincirin süt kalitesi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, “Hayvanlar günde iki kez sağılıyor. Süt ne kadar dışarıda kalırsa kalitesi o kadar düşer. Bu nedenle bir an önce soğutucuya ulaşması gerekiyor. Yerinde soğutma sayesinde günde iki kez süt toplamak zorunda kalmıyoruz. Sıcakta bekleyen sütte bakteri oluşumu artarken soğuk ortamda muhafaza edildiğinde kaliteli süt elde ediliyor” dedi. Uygulamanın hem süt kalitesine hem de üretime katkı sağladığını ifade eden Kara, “Bu sayede üretici de kazançlı çıkıyor. Büyükşehir Belediyemizin bu destekleri bizi çok memnun ediyor. 14 adet soğutma tankını yüzde 50 hibeli olarak aldık. Toplama maliyetini düşürüp kaliteyi artırdık” diye konuştu. ÜRETİCİNİN SOSYAL HAYATINI DA KOLAYLAŞTIRDI Soğutma tankları, üreticilerin sütü belirli bir saatte teslim etme zorunluluğunu da azalttı. Sağılan sütün güvenli şekilde tanklarda bekletilebilmesi, üreticilerin günlük işlerini daha rahat planlamasına imkân sağladı. Kara, projenin üreticilerin sosyal hayatına da katkı sunduğunu belirterek, “Bir doğa olayı, düğün ya da cenaze olduğunda bile üretici hayvanlarıyla ilgilenmek zorunda kalıyor. Sütün bekletilmeden toplanması gerekiyordu. Bu soğutma yöntemi sayesinde süt güvenli şekilde muhafaza edilebildiği için ertesi gün de toplanabiliyor. Böylece üreticinin hayatındaki önemli bir kaygıyı ortadan kaldırıyoruz. Bizim için çok önemli bir proje” ifadelerini kullandı. “BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR AVANTAJA DÖNÜŞTÜ” Süt üreticisi Gülfide Özcan ise soğutma tanklarının kendileri için önemli bir kolaylık sağladığını söyledi. Özcan, “Süt sağımı bizim için sabah akşam zor oluyordu. Soğutma tankı çok iyi oldu. Eşim şehir dışında çalışıyor, çoğu zaman benim de işlerim olabiliyor. Bu nedenle bizim için zamandan tasarruf sağlayan bir proje oldu. Bu şekilde sütü zayi etmemiş oluyoruz. Bizim için çok büyük bir avantaja dönüştü” dedi. Özcan, sağlanan destekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkanımız Tahir Büyükakın’a teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

CHP’li Yıldırım Kaya Edirne’den iktidara yüklendi: Çiftçi üretiyor, ama kazanamıyor Haber

CHP’li Yıldırım Kaya Edirne’den iktidara yüklendi: Çiftçi üretiyor, ama kazanamıyor

CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, CHP Parti Okulu Yönetici Eğitimleri kapsamında geldiği Edirne’de basın toplantısı düzenledi. Konuşmasına 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak başlayan Kaya, Büyük Taarruz’un Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık yolunu açtığını belirterek Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını andı. “EDİRNE TÜRKİYE’NİN TAHIL AMBARI” Edirne’nin Türkiye’nin tarım ve gıda güvenliği açısından stratejik bir kent olduğunu belirten Kaya, çiftçinin artan maliyetler karşısında üretimden kopma noktasına geldiğini savundu. Buğday üreticisinin geçen yıl kilogramını yaklaşık 16 liraya sattığı ürünü bu yıl 14 liraya satmak zorunda kaldığını ifade eden Kaya, aynı dönemde mazot fiyatının yaklaşık 40-42 liradan 81-82 liraya yükseldiğini söyledi. Kaya, “Mazot iki katına çıkarken gübre, ilaç, tohum, elektrik ve işçilik maliyetleri de arttı. Üreticinin ürünü aynı ölçüde değerlenmedi” diyerek tarım politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini savundu. AYÇİÇEĞİNDE DÜŞÜŞ, KANOLADA ARTIŞ Kuraklığın özellikle ayçiçeği üretimini olumsuz etkilediğini belirten Kaya, Edirne’de 2026 yılında ayçiçeği ekim alanlarının yaklaşık yüzde 15 azaldığını, kanola ekiminin ise yüzde 100 arttığını söyledi. Kaya, çiftçinin artık “Bu ürünü ekersem zarar eder miyim?” sorusunu sorduğunu belirterek, tarımsal desteklerin ekim öncesinde açıklanması ve zamanında ödenmesi çağrısında bulundu. “KAPIKULE’DEN YÜZ BİNLER GEÇİYOR, ESNAF KAZANAMIYOR” Edirne’nin Avrupa’ya açılan kapısı olduğunu vurgulayan Kaya, sınır kapılarındaki yoğunluğun kent ekonomisine yeterince yansımadığını öne sürdü. CHP'li Kaya, yalnızca Temmuz 2026’da Kapıkule’den 727 bin kişinin geçtiğini belirterek, “Sorun insanların Edirne’ye gelmemesi değil. Asıl sorun, bu büyük insan hareketliliğinin Edirne esnafına ve kent ekonomisine yeterince katma değer bırakmaması” dedi. Türkiye’deki hayat pahalılığının vatandaşları Bulgaristan ve Yunanistan’da alışveriş yapmaya yönelttiğini savunan Kaya, Edirne esnafının yüksek kira, vergi, elektrik ve finansman maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Edirne’nin tarihi ve kültürel zenginliğinin turizm gelirine yeterince yansımadığını belirten Kaya; Selimiye, Karaağaç, Sarayiçi, tarihi köprüler ve külliyeler üzerinden daha kapsamlı bir turizm politikası oluşturulması gerektiğini söyledi. Kaya, İstanbul’a gelen turistlerin Edirne’ye yönlendirilmesi, Balkan ülkeleriyle ortak kültür ve turizm rotalarının oluşturulması gerektiğini ifade etti. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin de yalnızca birkaç günlük bir organizasyon olarak görülmemesi gerektiğini savunan Kaya, Kırkpınar’ın yıl boyunca yaşayan bir kültür ve turizm markasına dönüştürülmesi çağrısında bulundu. EĞİTİM VE TRAKYA ÜNİVERSİTESİ VURGUSU Edirne’de eğitim alanında da sorunların büyüdüğünü belirten Kaya, öğrencilerin beslenme, barınma ve ulaşım, öğretmenlerin ise ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. CHP’nin hedefinin “kamusal eğitim” olduğunu belirten Kaya, her çocuğun nitelikli, parasız, laik ve bilimsel eğitime ulaşması gerektiğini savundu. Kaya ayrıca Trakya Üniversitesi’nin Balkanlar’a açılan önemli bir bilim kapısı olduğunu belirterek, üniversitenin tarım, su yönetimi, iklim değişikliği, sağlık ve Balkan araştırmaları gibi alanlarda daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

İstanbul Maltepe’de zincir marketlere sıkı denetim Haber

İstanbul Maltepe’de zincir marketlere sıkı denetim

İstanbul Maltepe Belediyesi, vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak ve tüketici haklarını korumak amacıyla ilçedeki zincir marketlerde kapsamlı denetim gerçekleştirdi. Gıda güvenliği, hijyen ve fiyat uygulamalarının mercek altına alındığı denetimlerde, marketlerde satışa sunulan ürünler ile işletmelerin ruhsat ve diğer belgeleri ayrıntılı şekilde incelendi. Maltepe Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, bazı marketlerde müşteri gibi alışveriş yaparak ürünlerin raflardaki fiyatlarını ve satış uygulamalarını yerinde kontrol etti. Ürünlerin etiket fiyatları incelenirken, raflarda belirtilen fiyatlarla kasa fiyatları arasında farklılık bulunup bulunmadığı da denetlendi. Tüketicilerin doğru fiyat üzerinden alışveriş yapabilmesine yönelik kontroller gerçekleştirilirken, fiyat etiketlerinin görünürlüğü ve güncelliği de gözden geçirildi. SON KULLANMA TARİHİ GEÇMİŞ ÜRÜNLERE İŞLEM Denetimlerin önemli başlıklarından birini ise gıda ürünlerinin son kullanma tarihleri oluşturdu. Ekipler, market raflarında ve soğutucu bölümlerde satışa sunulan ürünlerin son kullanma tarihlerini tek tek kontrol etti. Yapılan incelemelerde bazı marketlerde son kullanma tarihi geçmiş ürünler tespit edildi. Tarihi geçmiş ürünler tutanak altına alınırken, ilgili işletmeler hakkında gerekli cezai işlemler uygulandı. Tespit edilen ürün ve ihlallere ilişkin hazırlanan tutanakların ise gerekli değerlendirme ve işlemlerin yapılması amacıyla ilgili kurum ve birimlere iletildiği belirtildi. Zabıta ekipleri ayrıca soğuk zincir gerektiren ürünlerin muhafaza koşullarını da kontrol etti. Soğuk hava dolapları ve dondurucu bölümlerde bulunan ürünlerin uygun sıcaklık koşullarında saklanıp saklanmadığı incelenirken, ürünlerin ambalaj ve etiket bilgileri de denetlendi. Özellikle süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri, dondurulmuş gıdalar ile diğer bozulabilir ürünlerin saklama şartları kontrol edildi. FİYAT, HİJYEN VE RUHSATLAR DA İNCELENDİ Zincir marketlerde gerçekleştirilen denetimlerde yalnızca gıda ürünleriyle sınırlı kalınmadı. Marketlerin genel hijyen koşulları, ürünlerin raf ve reyonlardaki düzeni, soğutucu dolapların durumu ve gıda ürünlerinin uygun şartlarda muhafaza edilip edilmediği de ekipler tarafından kontrol edildi. Marketlerin faaliyetlerine ilişkin ruhsat ve belgeleri de inceleyen ekipler, işletmelerin mevzuata uygun şekilde faaliyet gösterip göstermediğini değerlendirdi. Ürünlerin tüketiciye sunuluş biçimi, etiket bilgileri ve fiyat uygulamalarına ilişkin kontroller de denetim sürecinin diğer başlıklarını oluşturdu. Maltepe Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği denetimlerle, vatandaşların sağlığının korunması, güvenilir gıdaya erişimin sağlanması ve tüketicilerin ekonomik açıdan mağduriyet yaşamalarının önüne geçilmesi hedefleniyor. İlçedeki zincir marketlere yönelik gıda, hijyen ve fiyat denetimlerinin belirli aralıklarla sürdürüleceği bildirildi.

Dokuz Eylül'de COP31 buluşması Haber

Dokuz Eylül'de COP31 buluşması

Dokuz Eylül Üniversitesi, Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) COP31 çağrısı kapsamında düzenlediği "Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Odaklı Proje Bildirimi Çalıştayı" ile iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik alanında geliştireceği projeler için yol haritasını belirledi. 60'ın üzerinde katılımcının yer aldığı çalıştayda, COP31 sürecine katkı sunacak proje fikirleri ele alındı. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 öncesinde hazırlıklarını sürdürüyor. Bu kapsamda Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) COP31 çağrısı doğrultusunda düzenlenen "Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Odaklı Proje Bildirimi Çalıştayı", DEÜ Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu Fuaye Alanı'nda gerçekleştirildi. 60'tan fazla katılımcının yer aldığı çalıştaya; DEÜ Rektör Yardımcısı ve COP31 Koordinatörü Prof. Dr. Hamdi Şükür Kılıç, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Azize Ayol'un yanı sıra akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Çalıştayda, üniversitenin COP31 sürecine bilimsel ve toplumsal katkı sağlayacak proje önerilerinin geliştirilmesi hedeflendi. COP31'E YÖNELİK STRATEJİLER ELE ALINDI Çalıştayın açılışında konuşan DEÜ Rektör Yardımcısı ve COP31 Koordinatörü Prof. Dr. Hamdi Şükür Kılıç, COP31'in üniversite açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, "Bugünkü toplantımızın amacı COP31'in bizim için ne anlama geldiğini öğrenmek ve bizim neler yapmamız gerektiğini ortaya koymaktır. COP31, Birleşmiş Milletler tarafından organize edilen ve ülkemiz tarafından da benimsenen; çevre, iklim, sürdürülebilirlik, ekonomi ve enerji politikalarını şekillendiren önemli bir organizasyondur. Bu organizasyonda üniversitemiz olarak neler yapabileceğimizi belirlemek ve sorumluluklarımızı ortaya koymak üzere bu çalıştayı gerçekleştiriyoruz. Hangi alanlarda ilerleyeceğimizi ve nasıl bir strateji izleyeceğimizi belirlemek amacıyla bir araya geldik. Katılım göstererek destek verdiğiniz için teşekkür ediyorum,” dedi.” Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Azize Ayol ise Dokuz Eylül Üniversitesinin sürdürülebilirlik alanındaki potansiyeline vurgu yaparak, "Dokuz Eylül Üniversitesi olarak fakültelerimiz, meslek yüksekokullarımız ve enstitülerimizle büyük bir aileyiz. COP31 kapsamında gerek proje gerekse gerçekleştirdiğimiz faaliyetler açısından önemli bir birikime sahibiz. Bu çalıştayı da 'COP31 sürecine Dokuz Eylül Üniversitesi nasıl katkı sağlayabilir?' sorusuna ortak akılla yanıt bulmak amacıyla düzenledik." dedi. 10 ANA TEMA ÜZERİNDE ÇALIŞILDI Çalıştay kapsamında katılımcılar, COP31'in belirlenen 10 ana teması doğrultusunda çalışma gruplarına ayrıldı. Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi, Okyanuslar ve Denizler, Gıda Güvenliği ve Su, İklime Dirençli Şehirler, İklim Eylemini Güçlendirme, Gençlik ve Eğitim, Yeşil Sanayileşme, Temiz Enerji Geçişi, Rio Sinerjisi ile İklim Finansmanına Erişim başlıklarında problem tanımları ve çözüm önerileri geliştirildi. Akademisyenler tarafından oluşturulan çalışma grupları; araştırma, teknoloji geliştirme ve girişimcilik, üniversite-sanayi iş birliği, uluslararası ortaklıklar, farkındalık çalışmaları ve yan etkinlikler gibi proje kategorileri kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Oturumlarda ortaya çıkan proje fikirleri, gerçekleştirilen sunumlarla katılımcılarla paylaşılırken, elde edilen çıktılar üniversitenin COP31 sürecine sunacağı proje bildirimlerine temel oluşturacak. Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 sürecinde Dokuz Eylül Üniversitesi, sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği alanlarında yürüttüğü bilimsel çalışmalar ile ulusal ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmeyi, yenilikçi proje önerileri geliştirerek yeşil dönüşüm hedeflerine katkı sunmayı amaçlıyor.

Bornova’da Reçel Festivali öncesi üreticilere üretim desteği Haber

Bornova’da Reçel Festivali öncesi üreticilere üretim desteği

İzmir Bornova Belediyesi, bu yıl Eylül ayında ikinci kez düzenlenecek Reçel Festivali öncesinde hazırlıklarını sürdürüyor. Festival kapsamında reçel üretecek kadınların bilinçli ve güvenli üretim yapabilmesi amacıyla Yakaköy'de kapsamlı bir hijyen eğitimi düzenlendi. İzmir Bornova Belediyesi ile Gıda Mühendisleri Odası iş birliğinde gerçekleştirilen eğitimde, üreticilere gıda hijyeni ve gıda güvenliği konusunda uygulamalı bilgiler aktarıldı. Gıda Mühendisi Cansu Öz Kelek tarafından verilen eğitimde, reçel üretiminde dikkat edilmesi gereken hijyen kuralları, güvenli üretim süreçleri ve tüketici sağlığını korumaya yönelik temel uygulamalar anlatıldı. Katılımcılar, eğitim sonunda merak ettikleri konuları uzmanına birebir sorma fırsatı bularak üretim süreçlerine ilişkin önemli bilgiler edindi. Hijyen paketi ve üretim desteği bir arada Eğitimin ardından Reçel Festivali'ne katılacak üreticilere hijyen standartlarını desteklemek amacıyla kapsamlı bir hijyen paketi dağıtıldı. Pakette sıvı el sabunu, şampuan, limon kolonyası, bulaşık deterjanı, çöp poşeti, ped, önlük, bone, maske, mikrofiber bez, bulaşık süngeri, tek kullanımlık eldiven, banyo sabunu, diş macunu ve diş fırçası yer aldı. Ayrıca üreticilere festivalde kullanmaları için reçel yapımında ihtiyaç duyacakları kavanoz ve şeker desteği de sağlandı. Başkan Eşki: "Kaliteli üretim bilgiyle başlar" Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Reçel Festivali'nin yalnızca yöresel lezzetlerin tanıtıldığı bir etkinlik olmadığını, aynı zamanda kadın emeğini ve yerel üretimi destekleyen önemli bir organizasyon olduğunu belirterek şunları söyledi: "Yerel üreticilerimizin emeklerini en sağlıklı ve en güvenli şekilde vatandaşlarımızla buluşturmasını önemsiyoruz. Kaliteli üretimin temelinde bilgi ve hijyen vardır. Bu nedenle festival hazırlıklarını sadece organizasyon boyutuyla değil, eğitim ve üretim desteğiyle de sürdürüyoruz. Yakaköy Reçel Festivali'nin hem üreticilerimiz hem de Bornova için örnek bir dayanışma ve kalkınma modeli olmasını hedefliyoruz." Bornova Belediyesi, düzenlediği eğitim programlarıyla üreticilerin bilgi düzeyini artırmayı, festival sürecinde hijyen ve gıda güvenliği standartlarını en üst seviyeye taşımayı ve yerel üretimin kalitesini güçlendirmeyi amaçlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.