Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Cinayet

Beyoğlu Haber - Cinayet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cinayet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

JASAT 10 yıl önceki cinayeti aydınlattı! DNA ve iletişim kayıtları delil oldu Haber

JASAT 10 yıl önceki cinayeti aydınlattı! DNA ve iletişim kayıtları delil oldu

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde 2016 yılında işlenen ve faili meçhul kalan Mehmet Emin Karaalp cinayetinin, yürütülen kapsamlı çalışmalar sonucu aydınlatıldığını açıkladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde İçişleri Bakanlığı ile yürütülen iş birliği kapsamında faili meçhul dosyaların yeniden incelendiğini belirtti. Bakan Gürlek, 18 Nisan 2016 tarihinde Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde başından vurularak hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mehmet Emin Karaalp’in cinayet dosyasının, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yeniden ele alındığını ifade etti. DNA VE İLETİŞİM KAYITLARI DELİL OLDU Soruşturmanın Çermik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatıldığı, Ergani Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürüldüğü belirtildi. Olay yerinde bulunan sigara izmaritleri üzerinde yapılan ileri moleküler genetik incelemeler ile HTS ve daraltılmış baz analizleri sonucunda şüphelilere ulaşıldığı bildirildi. Elde edilen DNA eşleşmeleri, iletişim kayıtları ve diğer deliller doğrultusunda cinayetle bağlantılı oldukları ve şüphelilere yardım ettikleri değerlendirilen 8 kişinin, Ergani Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekiplerince düzenlenen operasyonla gözaltına alındığı açıklandı. “ZAMANIN GEÇMESİ FAİLLERE GÜVENCE SAĞLAMAYACAK” Adalet Bakanı Gürlek, hiçbir mağdur ailesinin adalet arayışının karşılıksız bırakılmayacağını belirterek, geçmişte karanlıkta kalan dosyaların üzerine kararlılıkla gidileceğini vurguladı. Bakan Gürlek, soruşturmayı yürüten Ergani ve Çermik Cumhuriyet Başsavcılıklarına, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığına, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığına, Adli Tıp Kurumuna ve JASAT ekiplerine teşekkür etti. Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın liderliğinde İçişleri Bakanlığımızla yürüttüğümüz güçlü iş birliği ve eşgüdüm sayesinde, hiçbir cinayetin karanlıkta kalmasına müsaade etmiyor; faili meçhul dosyaları yeniden ve çok yönlü olarak inceleyerek aydınlatıyoruz. Bu çerçevede… — Akın Gürlek (@abakingurlek) July 10, 2026

Suça sürüklenen çocuk oranında artış eğilimi var! Haber

Suça sürüklenen çocuk oranında artış eğilimi var!

Son dönemde okullarda artan şiddet olaylarını değerlendiren Dr. Berat Dağ, “Özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Berat Dağ, son dönemde okullarda artan şiddet olaylarını değerlendirdi. İstatistiksel veriler üzerinden genel tabloyu yorumlayan Dr. Dağ, “İstatistiksel verilere bakıldığı zaman suça sürüklenen çocukların oranında çok ciddi bir yükseliş eğilimi olduğunu görmek mümkündür. Dolayısıyla özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.” dedi. OKUL İKLİMİ GÜVEN VE ADALET ÜZERİNE İNŞA EDİLMELİ Okul ikliminin şiddet oranları üzerindeki etkisine dikkat çeken Dr. Dağ, “Okullardaki yönetici, öğretmen ve öğrenci ilişkilerinin güven ve adalet üzerine inşa edilmesi elbette ki çok önemlidir. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci boyunca güven, sevgi, saygı ve adalet gibi değerleri tam anlamıyla içselleştirmesi gereklidir.” diye konuştu. Rehberlik servisleri ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkinliğine de değinen Dr. Dağ, “Burada rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkin bir şekilde bu süreci yürütmesi söz konusudur. Ayrıca eğitimin temel bir toplumsal kurum olması hasebiyle bu birimlerin okulda eğitim alanında uzmanlaşmış sosyologlarla çalışması ihtiyacı da gündeme gelmelidir. Bu iş birliği bağlamında ilgilenilen öğrenci sayısını azaltacak atamalar yapıldığında okuldaki şiddet temelli sorunlar azalabilir.” ifadesinde bulundu. AİLE VE OKUL EŞGÜDÜMLÜ HAREKET ETMELİ Aile içi iletişim biçimleri ve ebeveyn tutumlarının okul şiddetine etkisine ilişkin değerlendirmesinde Dr. Dağ, “Diğer toplumsal kurumlarda olduğu gibi, aile ve eğitim kurumu da eşgüdümlü bir etkileşim dâhilinde süreklileşir. Yani ailelerinde dengeli bir ilişki düzeyi sürdürülmediği zaman çocuklar benzer dengesiz eylemlerini okulda da gerçekleştirebilir. Yine tersinden okulda şiddet temelli bir yaşamı içselleştiren çocukların yaşadığı aile ve ileride kendi kuracağı ailede sağlam bir ilişki biçimi inşa etmesi güçleşir. Dolayısıyla çocukların şiddet düzeyinin azalmasında ailelerin ve okulların koordineli bir şekilde hareket etmesi kritiktir.” Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençler üzerindeki etkisine de değinen Dr. Dağ, “Toplumsal düzeyde yoğunlaşan bir kutuplaşma sürecinden söz etmek mümkündür. Bugün hemen her konuda bireylerin ve grupların uzlaşmaz taraflar haline geldiği örnekler çoktur. Bu da insanların güvensizlik, korku, öfke, sevgisizlik ve saygısızlık temelli şedit yönelimlere hızla yönelebildiğini göstermektedir. Gençlerin bu toplumun önemli parçalarından biri olduğu fark edildiğinde mevcut şiddet sarmalından etkilenmemesi düşünülemez.” diye konuştu. Siber zorbalık ile okul içi fiziksel şiddet arasındaki ilişkiye ilişkin olarak ise Dr. Dağ, “Siber zorbalık ve okul içi fiziksel şiddet arasında birbirini karşılıklı bir şekilde etkileyen bir bağ olduğu düşünülebilir. Bu bağlamda siber ortamda zorbalık yapmayı normalleştiren birinin fiziksel şiddete de başvurması beklenebilir. Aynı şekilde sorunlarını fiziksel şiddetle çözmeye çalışan bireylerin siber zorbalığa yönelme ihtimali de güçlüdür.” dedi. Tekil vakalar söz konusu olsa dahi her iki alanda da önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Dr. Dağ, “Diğer taraftan bu ihtimaller gerçekleşmese dahi tekil olarak fiziksel şiddeti olduğu kadar siber zorbalığı da önleyici tedbirler almak şarttır.” ifadesinde bulundu. GENÇLERİ YARGILAMAK YERİNE ANLAMAYA ÇALIŞMAK GEREKİYOR Gençlerin toplumun sürekliliğini sağlayan en önemli grup olduğunu vurgulayan Dr. Dağ, “Gençler, toplumsal sürekliliği sağlayan en önemli gruptur. O bağlamda toplumların geleceğinin şekillenmesinde gençlerin şu anki durumu belirleyici olacaktır. Dolayısıyla toplumda süregelen kuşaklar arasındaki arzu uyuşmazlıklarının nedenlerini yargılamaktan çok anlamaya çalışmak sahici bir adım olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.